Hakan Durgun

Kanayan diş etleri

15 Şubat 2012
DİŞETİ ve dişi destekleyen dokuların, rahatsızlıklarının erken dönemdeki ilk habercisi dişeti kanamalarıdır.

Toplumdaki diş kayıplarının(diş çekimlerinin) yüzde 70’i bu dişeti hastalıkları nedeniyle olmaktadır. Dişeti rahatsızlıklarının ilk belirtilerini bilmek ilerdeki diş kayıplarını önlemesi açısından çok önemlidir. Bu belirtileri ana başlıklar olarak sıralarsak:
Diş fırçalama sırasında ve sabahları ağızda kanama; kırmızı ve şiş diş etleri, ayrıca dişlerin arasından gelen iltihaplı akıntı, rahatsızlığın en önemli bulgularıdır. Bu belirtilere sürekli ağız kokusu da eşlik eder.
Diş eti rahatsızlıklarının en önemli nedeni dişler üzerinde biriken bakteri plağı, diş taşı ve tartarlardır. Ayrıca sigara kullanımı, genetik miras, şeker hastalığı, diş gıcırdatma ve uygunsuz yapılmış kaplama ve protezler diş eti rahatsızlığı tetikleyen diğer etkenlerdir. Rahatsızlık başlangıçta dişetinde problemlere, ileri dönemlerde kemiğe ulaşarak çene kemiğinde erimeye neden olur. Sonuç olarak dişler sallanır ve düşer. 
NELERE DİKKAT ETMELİGünlük etkin diş bakımı ve fırçalama bu rahatsızlıkları önlemek için ilk koşuldur. Özellikle gece yatmadan önce, doğru metotla dişlerin fırçalanması en basit ve gerekli olan koruyucu tedavidir. Düzenli diş ipi, diş arası fırçası ve ağız gargaralarını kullanmak, plak oluşumu engelleyen önemli yöntemlerdir. Günlük ağız bakımı işlemleri diş taşı oluşumunu en az düzeye indirebilir; ancak tamamen önleyemez. . Diş hekimine düzenli aralıklarla gidilmesi bu nedenle önem arz eder.
TEDAVİ YÖNTEMLERİBelli periyotlarla(6-12 ay) diş hekiminin yapacağı diş taşı temizliği ile dişler üzerinde birikmiş olan tüm eklentiler ağız ortamından uzaklaştırılmış olur. Diş taşı temizliği genellikle dişetlerinin tekrar sağlığına kavuşması için yeterli bir tedavidir. Ancak periodontal problemler kemiği kadar ulaşmış ise sadece diş taşı temizliği yeterli olmayabilir. İlerlemiş periodontal rahatsızlık döneminde ise tedavi için çeşitli cerrahi işlemler yapılır.
Ayrıca diş taşlarının içinde bulunan zararlı bakterilerin vücudumuzun diğer organlarına kan yoluyla taşındığı da unutulmaması gereken bir gerçektir. Diş plağının 1miligramında 200milyon civarı vücuda zararlı bakteri bulunur. Son yıllarda yapılan araştırmalar diş taşlarının içinde bulunan bakterilerin, atardamar dokusunda biriktiğini ortaya koymuştur. Bu durum damar sertliğine yol açmakta ve kalp krizi riskini arttırmaktadır.
   Günlerinizi sağlıklı geçirmeniz dileğiyle... 

 

Yazının Devamını Oku

Beslenmenin diş sağlığındaki önemi

13 Aralık 2011
Sağlıklı dişler için düzenli bir ağız bakımı her zaman yeterli olmayabilir.

Diş çürüğü, doğru beslenme, iyi bir ağız bakımı ve düzenli diş hekimi kontrolüyle ancak önlenebilen bir hastalıktır. Diş çürüğü oranı, gelişmekte olan toplumlarda,  geçmişe göre artış göstermiştir.  Çağımızdaki bu çürük artışına, beslenme alışkanlıklarındaki değişiminin neden olduğu kanısı yaygındır. Geçmiş dönemdeki insanlar sert gıdalarla beslendikleri için doğal yollarla dişlerde temizlik sağlanmaktaydı. Günümüzde hazır gıda endüstrisinin gelişmesiyle birlikte şekerli ve nişastalı besinlerin tüketimi de arttı. Bisküvi, şeker, çikolata, kola gibi gıdalar dişlerin üzerine yapışıp kalan ve asit oluşturan besinler oldukları için çağımızda diş çürüğü artışının başlıca sorumluları olarak gösterilmektedir.
 Öğünler arasında yenilen şekerli ve nişastalı gıdalar diş ve dişeti hastalıklarına yol açmaktadır. Bu tür gıdalar tüketildikten 15 dakika sonra dişlerde çürük oluşumu gözlenebilmektedir.
Nişastalı, şekerli gıdalardan hayat boyu uzak durmak mümkün değil. Bu nedenle diş bakımı, yemek düzenine göre yapılmalıdır. İsviçre, çikolatanın en fazla tüketildiği toplumlardan biri olmasına karşın, koruyucu diş hekimliğine verilen önem nedeniyle diş çürüğü oranının düşük olduğu bir ülkedir.  Bu tür gıdaları kesmeden fakat belirli bir düzen içinde tüketmek diş çürüğünün önlenmesi için gereklidir.

DİŞ SAĞLIĞI İÇİN BESLENME DÜZENİ

Şekerli, yapışkan ya da asitli gıdalar üç ana öğün içinde tüketilmelidir. Bu ana öğünlerden sonra ise dişler düzenli olarak fırçalanmalıdır. Öğün aralarında elma, havuç gibi sert olan ve dişleri temizleyip dişetine masaj yapacak gıdalar tercih edilmelidir. Öğün aralarında şekerli, yapışkan gıdalar tüketilir ve sonrasında dişlerin fırçalanması mümkün olmazsa ağız su ile çalkalanmalı ya da bir bardak su içilmeli ve peynir yenmelidir.

DİŞ DOSTU GIDA MADDELERİ

Diş dostu olarak kabul edilen gıda ürünlerinin başında proteinler (yumurta, et, süt, tavuk, balık vb.)gelir. Yüksek protein içeriğinin yanı sıra diş sağlığındaki önemi açısından peynir, özellikle şekerli gıda tüketimi sonrası çürük önleyici etkisi açısından şiddetle tavsiye edilen bir besindir.

Yazının Devamını Oku

Dişe verilen son bir şans

29 Kasım 2011
KANAL tedavisi, çürük veya travma (çarpma, kaza vs.) nedeni ile dişin canlı kısmı olan pulpanın, zarar gördüğü durumlarda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Hekim, yaptığı kanal tedavisi ile dişin pulpa ve kök kanallarını temizleyerek çürük nedeniyle pulpada oluşan basıncı boşaltıp ağrının geçmesini sağlar. Dişin dış yüzeyi çok sert bir yapıya sahip olan mine tabakasıyla çevrilidir. Mine tabakasının altında sinir uzantıları içeren dentin katmanı bulunur. Bu sert yapıların içinde ise dişe canlılık veren sinir lifleri ve kan damarlarından zengin yumuşak yapıda pulpa tabakası vardır. Çürüğe neden olan bakteriler dişin sert dokularını parçalayarak canlı olan pulpaya yaklaşmaya başladığı zaman hafif soğuk-sıcak hassasiyeti olur. Çürümüş olan diş bu aşamada tedavi edilmediği taktirde bakteriler pulpaya ulaşır. Bu bakteriler pulpada iltihaplanmaya neden olur. Özellikle geceleri artan şiddetli ağrı başlar. Bu ağrılar çok şiddetli olup ağrı kesicilere çoğu zaman cevap vermeyebilir. Bu aşamada eğer kanal tedavisi yapılmazsa bir süre sonra bakteriler kök ucundan çıkararak kemiğe ulaşıp, yüzde şişliğe ve abseye neden olabilir.
Tedavideki risk
Doğru yöntem ve gelişmiş teknoloji ile yapılan kanal tedavilerinde başarı yütze 90 civarında, yani yüksektir. Çeşitli nedenlerle kanal tedavisi başarısız olursa dişi kurtarmak için cerrahi başka yöntemler uygulanabilir.
Lokal anestezi altında dişin çürükleri temizlenir. Dişin canlı kısmı pulpaya ulaşıldığında pulpa odasındaki ve köklerin içindeki canlı dokular özel ultrasonik cihazlarla temizlenir.
İki üç seans pansuman yapılır. Pansumanlarda dişin kanalları yıkanır ve ilaçlı pamuklar yerleştirilir. Bu süreçte geçici dolgu ile açılan delik kapatılır. Kök kanallarının bakterilerden temizlendiğine hekim kanaat getirdiği zaman kanalların içi özel bir patla doldurulur.
El aletleri ile yapıldığında çok uzun süren bu tedaviler artık ultrasonik cihazlarla daha kısa sürede bitirilebilmektedir. Otomatik kanal tedavi cihazı ile önce diş kökünün uzunluğu hesaplanır. Ardından buna göre genişletme ve ultrasonik temizlik işlemine geçilir.
Ultrasonik kanal cihazı sayesinde tedavide oluşabilecek olumsuzlukları en aza indirgemek mümkündür. Bu tedavi sonunda diş canlılığını yitirdiği için, tedavi edilen dişin kırılganlığı artar. Dişin kırılmasını engellemek için genellikle kanal tedavisinden sonra dişe kaplama yapmak gerekebilir. Bu tedavi çekimden önce dişe verilen son bir şans olarak algılanabilir. Düzenli hekim kontrollerine gidilmesi durumunda çoğu zaman kanal tedavisine gerek kalmadan daha basit işlemlerle dişi kurtarmak mümkündür.
Yazının Devamını Oku

Diş ekerken önlem alınmalı

15 Ekim 2011
BİR ya da birden daha fazla diş eksikliği olan veya ağızda hiç dişi bulunmayan hastalara implant (diş ekme) tedavisi günümüzde kolaylıkla yapılabilmektedir.

İmplant, çene kemiğinizde diş kökü işlevi görerek; rahatlıkla yemek yiyebilme, gülme ve konuşabilmenizi sağlayacak olan protezlerin yapılmasını sağlar. İmplant dediğimiz yapay diş kökü ekimi, doğru ve uygun koşullara sahip hastalara yapıldığı zaman yüzde 90’a yakın bir başarı elde edilmektedir. Dünya çapında yılda uygulanan implant sayısı 500 bin civarındadır. Fakat bazı genel rahatsızlıklar ve alışkanlıklarda implant uygulaması yapılamamakta veya önlemler alınarak uygulama gerçekleştirilmektedir. Bu rahatsızlıkları şöyle sıralayabiliriz:
Kontrol altına alınamayan Diabet (şeker rahatsızlığı), çok fazla alkol ve sigara kullanımı, hamilelik, doğuştan bazı rahatsızlıklar (kan rahatsızlıkları, hemofili vb), diş sıkma alışkanlığı, radyoterapi yani şua tedavisi (5000 grad üstü) almış hastalar.
Kontrol altına alınamayan şeker rahatsızlığında damarların yapısı ve kan akış hızı bozulduğu için çene kemiği ve implant yeteri kadar beslenemez. Bu durumda kemik ile implant arasında istenilen güçlü bağ oluşamayabilir. Ayrıca yara bölgesinin iltihaplanmaya uygun bir ortam olması başarı oranını düşürür. Kandaki şeker seviyesi kontrol altındaysa tedavide pek bir problem yaşanmaz. Öncelikle endokrin uzmanı ile iletişime geçilir. Kandaki şeker düzeyi düzenlenir.

Botoksla tedavi

Diş sıkma (bruksizm) alışkanlığında implantlara çok fazla yük bindiği için implantın ağız içinde kalma ömrünün kısalması beklenen sonuçtur. Diş sıkma alışkanlığının tedavisini botoks uygulayarak (altı ayda bir) veya gece plakları ile yapmak mümkündür.
Aşırı alkol ve sigara kullanımı ağız içi dokuların beslenmesini bozar. Dokular yeteri kadar oksijenlenemez. Bu durum dişeti çekilmesine ve çene kemiğinizde erimelere neden olur.
Kanser tedavisi esnasında özellikle kafa bölgesine şua tedavisi verilmiş ise, dokuların tekrar canlanabilmesi için iki yıl kadar bir zaman dilimi gerekebilir. Çünkü alınan şua sağlıklı normal hücreleri de öldürebileceği göz önüne alınmadır.

Yazının Devamını Oku

Ağızdaki yaralar Behçet habercisi

13 Eylül 2011
TÜM dünyada Türkçe diliyle anılan tek hastalık olan Behçet hastalığı başlangıçta basit belirtilerle (ağız içinde ve cinsel bölgede yaralar) kendini gösterse de vücuttaki birçok organı olumsuz etkileyerek ölümcül sonuçlara neden olabilecek bir rahatsızlıktır.

Ağzınızda senede 5-6’dan fazla aft çıkıyorsa, cinsel bölgenizde yaralar oluşuyorsa, vücudunuzda sivilce benzeri lezyonlar ve bacaklarınızda ağrılı kızarık şişlikler görülüyorsa; bütün bu şikayetler Behçet hastalığının habercisi olabilir.
NEDENİ TAM OLARAK BİLİNMİYOR
Hastalığın tam olarak nedeni bilinmemekle birlikte, bağışıklık sistemini ilgilendiren bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bu tür hastalıklarda bağışıklık sistemi vücudun kendi sağlam dokularına karşı savaşa geçer. Hastalığın gelişiminde bakteri ve virüs enfeksiyonlarının rolü olabileceği de düşünülmektedir. Kalıtımsal faktörlerinde önemli bir rolü vardır.
Ağızda oluşan aftlar Behçet hastalarının hemen hepsinde vardır. Bu belirti, hastalığın diğer belirtileri ortaya çıkmadan yıllarca önce tek başına görülebilir. Yaralar 7 ile 14 gün içinde iyileşirler. Bu ağız yaralarının en önemli özelliği, yıl içinde tekrar tekrar ortaya çıkmasıdır. Ağızdaki aftlara benzer şekilde cinsel bölgede de yaralar oluşuyorsa teşhis kolaylaşır.
TÜM ORGANLARI ETKİLER
Behçet Hastalığı tüm organları tutabilen ve ciddi sonuçlar doğurabilen bir hastalıktır.
Göz tutulumu: Bu, hastalığın en ciddi tablolarından biridir. Genellikle iki göz birden etkilenir. Bu etkileşim alevlenmelerle gelişen, tekrarlayıcı bir seyir gösterir. Her alevlenmeden sonra, giderek körlüğe neden olacak bazı kalıcı hasarlar oluşturabilir.

Yazının Devamını Oku

Ramazan ayında ağız bakımı

16 Ağustos 2011
RAMAZAN ayında ağız ve diş bakımına özen gösterilmez ise, diş ve diş eti problemleri normal sürece göre daha hızlı bir şekilde ilerleyebilir. İftardan ve sahurdan sonra dişlerin daha dikkatli fırçalanması gerekir. Özellikle ramazan ayı boyunca, antiseptik ağız gargaralarının kullanılması çok yararlıdır. En kolay ve basit olanı tuzlu su ile gargara yapmaktır. Ayrıca diş ipi kullanılmalı ve dişlerle beraber dilin de fırçalanması ihmal edilmemelidir.
RAMAZANDA ÇÜRÜK OLUŞUMU ARTABİLİR
Genellikle sahurdan sonra hemen yatıldığı için ağız içinde daha çok bakteri ve plak birikimi olur. Bu dönemde ağız bakımına özen gösterilmezse, diş çürükleri ve ağız kokusu artabilir. Yemeklerden sonraki 30 dakika oldukça önemlidir. Bu süre bakterilerin, dişlerde çürük oluşturabilmesi için yeterli bir zamandır. Bu gerçek göz ardı edilmemeli ve sahurdan sonra dişler fırçalanmadan yatılmamalıdır.
Ramazan ayı, tatlı çeşitlerinin daha çok tüketildiği,  kahve, çay gibi içeceklerin daha çok içildiği bir dönem olduğu için ağız ortamında bakterilerin çoğalması ve dolayısıyla çürüklerin oluşma hızı artmaktadır. Lokmaları daha uzun süre çiğneyerek yutmak tükürük salgısını artıracağı için iftarda gıdaları daha fazla çiğneyerek yutmaya dikkat edilmelidir. Sigara içmek ağız kuruluğunu arttırır. İftardan ve sahurdan sonra özellikle sigara içenler ağız bakımına daha çok özen göstermelidirler.
 Sahurda gün içinde vücudun su ihtiyacını artıracak çay, kahve ve asitli içeceklerden sakınılmalıdır. Sucuk, pastırma, sosis gibi baharatlı gıdalar yerine elma, domates, maydanoz gibi sebzeler tercih edilmelidir. Soğan, sarımsak gibi kokulu gıdalar yenmemeli veya pişirilerek tüketilmelidir.
ORUÇ TUTARKEN DİŞLER FIRÇALANMALIDIR
Oruçluyken diş fırçalamanın aslında hiçbir mahsuru olmadığı, din adamları tarafından ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Oruçlu olduğumuz günlerde yeme-içme fonksiyonu olmadığı için, tükürük salgısı dolayısıyla tükürüğün doğal temizleme kapasitesi azalır. Bu da bakterilerin üremesi ve diş çürüğünün oluşması için uygun ortam hazırlar Ağız ve diş temizliğinin diş fırçası ve diş macunu kullanılarak yapılması oruca zarar vermez. Fırçalama esnasında macunun yutulması sonucu orucunun bozulacağından tedirgin olanlar ise dişlerini macunsuz fırçayla temizleyebilir. Diş fırçalama olanağı olmayanlar en azından gün içinde ağzını birkaç defa su ile çalkalamalıdırlar.
ORUÇLUYKEN DİŞ TEDAVİSİ YAPILABİLİR
Oruçluyken anestezi altında dişiniz tedavi edilebilir. Diş tedavisi sırasında kullanılan anestezik sıvının, herhangi bir besleyici özelliği bulunmadığından, dolgu ve kanal tedavisi hatta diş çekimi işlemleri rahatlıkla yapılabilir. Tedavi sırasında dikkat edilmesi gereken durum kan ve suyun yutulmamasıdır. Kanın yutulması halinde orucun bozulduğu din adamları tarafından belirtilmektedi. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da defalarca anlatıldığı gibi diş tedavileri sırasında suyu ve kanı yutmadıkça oruç bozulmamaktadır. Ramazan ayında bu hususlara dikkat edilerek diş tedavilerinin yapılamasında bir sakınca yoktur.
Yazının Devamını Oku

Açlık ve oruca bağlı ağız kokusu

5 Ağustos 2011
Ramazan ayında oruç tutmaya bağlı olarak çevreyi ve kişileri rahatsız eden en önemli sorunlardan biri kötü ağız kokusudur. Açlığa bağlı oluşan ağız kokusuna çürük dişler, eskimiş kaplama ve protezler, dişeti rahatsızlıklarının da eşlik ettiği durumlarda koku dayanılmaz boyutlara ulaşabilir. Bu durum sosyal ilişkilerinizi bozar. Çevrenizi rahatsız eder.
Ağızdaki bazı bakteriler, artık gıdalarla beslenerek yaşamlarını sürdürürler. Mikroorganizmalar bu beslenme sonrası kükürt salgılar. Ortaya çıkan kükürt çok kötü bir koku olarak nefesimize karışır. Bu bakteriler, diş plağı, diş taşları ve çürük dişlere kolaylıkla yerleşirler. Ayrıca dilin özellikle arka kısmındaki pürtüklü bölümde de yoğun olarak bulunurlar.
Açlık(oruç) ve ağır diyetlerde vücut enerji gereksinimini sağlamak için yağları yakar. Yağların yanması keton denilen kötü kokulu bir bileşiğin ortaya çıkmasına neden olur. Ketonların bir bölümü de nefes yoluyla dışarı atılır. Nefesteki keton da çok kötü bir kokunun çevreye yayılmasına neden olur.
Ramazan ayından önce diş hekiminize muayene olup diş ve dişeti tedavilerin yaptırılması ağız kokusunu azaltmak için gereklidir. Çürük dişerin tedavi edilmesi, diş taşlarının temizlenip, eski kaplama ve protezlerin yenilenmesi ağız kokusunun giderilmesi açısından önemi yadsınamaz.
Kokuya karşı öneriler
İyi bir ağız bakımı ve dilin mutlaka fırçalanması
Diş ipi kullanımı
Ağzın kurumasına izin vermeyecek kadar günlük su tüketimi
Sigara alışkanlığının bırakılması
Takma dişlerin çok iyi temizlenmesi
Antiseptik gargaraların kullanımı
Düzenli diş hekimi kontrolü
Sahurdan sonra dişlerin fırçalanması
İyi ramazanlar dileğiyle...
Yazının Devamını Oku

Çocukta diş bakımı

19 Temmuz 2011
SAĞLIK Bakanlığının yaptırdığı diş taramalarında, 0-12 yaş aralığındaki her 100 çocuktan 84’ünde en az bir çürük diş olduğu gerçeği ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 0-12 yaş aralığında en fazla görülen hastalık ‘’diş çürüğü’’ rahatsızlığıdır.
Çocuğun altı yaşına kadar diş fırçalama alışkanlığını edinmesi gerekmektedir. Altı yaş grubundaki çocuklarda diş fırçalama oranının yüzde 10-12’lerde olduğu araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Oysaki çocukluk döneminde alınacak önlemlerle dişte ömür boyu koruma sağlanabileceği gerçeği çok önemlidir. Ama ne yazık ki çocuklarımız çürükten ötürü hayata yenik başlamaktadır. Yirmili yaşlarda en az 2-3 diş kaybı normal sonuç gibi görülmektedir.
Dokuz yaşına gelen her 100 çocuğun 24’ünde en az bir diş çürüğü ya da kaybı olması, Türkiye’nin diğer Avrupa ülkelerine göre ağız sağlığı açısından çok geride kaldığının göstergesidir. Avrupa’da çocuklara fırçalama alışkanlığı kazandırmak için yapılan fırça ve jel uygulaması 1950’li yıllarda başlamıştır. Türkiye’de bu tedavi henüz daha yeni yaygınlaşmaktadır. Avrupa ülkelerinde üç yaşından itibaren anne çocuğun dişlerini bizzat kendisi fırçalaması çok yaygın bir durumdur.
Diş eti hastalığı ile diş çürüğü, kalp ve üst solunum yolu hastalıklarını da beraberinde getirmektedir. Çocuğun sürekli üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi ağız ve diş sağlığının kötü olduğu bulgusunun göstergesi olabilir.
Diş fırçalamayı bu yaş grubu çocuklarda ilk aşamada yüzde 30-35’e bile çıkarsak bu ülkemiz için başarılı bir rakam olacaktır. Çocuklarda fırçalama alışkanlığı gelişene kadar diş fırçalamayı annenin yapması önerilen bir durumdur. Çocuklara diş fırçalama alışkanlığını kazandırma konusunda annelere büyük görev düşmektedir. Hem annelere ağız bakımı eğitimi vermek hem de çocukların dişlerinde çürük olmasın diye flor ve diş ojesi uygulamak gerekmektedir.
Annelerin, günde en az bir kez gece yatmadan önce çocuğuna dişlerini fırçalaması için uyarıda bulunması; çocuğun ağız sağlığı kaderini değiştirme de yeterli olabilecektir. Çocuklarımız geleceğimizdir?
Yazının Devamını Oku