Sertaç Virancık

Lezzetini beğendiğim 5 mekan

6 Ağustos 2022
Mersin tatilimde bildiğiniz üzere Konya ve Gaziantep’e gidip oradaki iki harika mekanı değerlendirmiştim. Bu hafta başı ise her gün farklı bir restorana gidip, yine sizler için değerlendirdim. İlk olarak yolum Çamlıca tepesindeki Sembol Ocakbaşı restorana düştü. Ataşehir ve Şanlıurfa’da da şubeleri olan Yusuf Can Güçtekin’in işletmeciliğini yaptığı bu mekan eşsiz manzarası ve lezzetiyle İstanbul’daki bir çok restoranın önüne geçiyor. Ertesi gün ise Bafra pidesinin en güzel yapıldığı yerlerden biri olan Bafralı Fatih Aşçı’nın sahibi olduğu mekandaydım. İyi ki de davetine icabet etmişim, çok memnun kaldım. Çarşamba günü, Konya yemeklerini tadabileceğiniz en güzel yerlerden birisi olan Küçükçekmece’deki Erol Tuzlu Bey’in işlettiği Has Konya Mutfağı’nda harika lezzetleri deneyimledim. Kebap denilince İstanbul’da akla gelen ilk yerlerden birisi Aksaray’daki Horhor semti. Burada lezzetine bayıldığım Neden Urfa Baboş Kebap’ı yazmadan edemeyeceğim. Son olarak ise Kadıköy’deki Haçapuri pideyi size anlatacağım… Yıllardır hizmet veren bu mekanda da lezzet tavan yapmış.

SEMBOL OCAKBAŞI

Boğaz’ı nereden izlerim derseniz, size lezzetiyle eşlik edebilecek en güzel yerlerden biri olan bu mekanı öneririm. Mekanın sahibi Yusuf Can Güçtekin, Şanlıurfalı bir ailenin çocuğu. Babası, amcaları, dayıları ailede kim varsa kebapçı. Kebapçılık Güçtekin Ailesi’nin genlerinde var. Üstelik harika da yapıyorlar. Yılların verdiği tecrübeyle lezzetlerini formülleştirmiş ve üst seviyeye çekmişler. Aile büyüğü Ahmet Usta, 1989 yılında Şanlıurfa’da Beykapısı Mahmutoğlu Kulesi’nin altında ciğer yapmaya başlıyor. 1998 yılında Sarayönü’nde Sembol Ciğer Salonu, 2008 yılında Ali Usta ile Abide Kavşağı’nda müşteri patlaması yaşanınca. 2015 yılında 3’üncü şube Karaköprü, 2017 yılında İstanbul Ataşehir, kuruluşunun 32’nci yılında Çamlıca daki bu harika mekan açılıyor. Buranın işletmeciliğini 33 yaşındaki Yusuf Can Güçtekin üstleniyor. Kendisi tam bir fenomen. İnanılmaz sıcak kanlı. Her müşteriyle tek tek ilgilendiği için kendisini her zaman işinin başında bulabilirsiniz. Ayrıca bu mekan ünlülerin de favorisi.

Başta Fenerbahçe Kulübü’ndeki yöneticiler ve futbolcular olmak üzere, televizyonlarda ve sosyal medyada görmeye alıştığımız ünlüleri burada görebilirsiniz. 300 kişilik personelle hizmet verdiğini söylersem, işletmenin büyüklüğünü biraz olsun gözünüzde canlandırmanıza yardımcı olacaktır. Gelelim lezzetlerine. Ben buraya kahvaltıya gittim. Kahvaltıda memleketinin lezzetlerini müşteriye sunan Güçtekin, 175 TL’lik menüde, ciğerinden pastırmasına, kavurmasından reçellerine, sucuğundan çeşit çeşit peynirlerine kadar en lezzetleri ürünleri size sunuyor. “Kahvaltı ne kadar iyi olabilir ki?” derseniz, fiyat-performans ve buna bir de manzara eklendiğinde buradan vazgeçemeyeceksiniz. Ben ciğer ve kababın da tadına baktım elbet… Boşuna Güneydoğu’ya gitmenize gerek yok. Burası en doğru adreslerden biri…

INSTAGRAM: @sembolocakbasi
☎️ TELEFON: 0216 450 63 63

Yazının Devamını Oku

3 şehir, 3 mekan

3 Ağustos 2022
Her sene olduğu gibi bu yıl da tatil rotam üzerinde yeni mekanlar keşfetmeye çalıştım. Size bugün Konya, Mersin ve Gaziantep’ten üç mekanı yazacağım. Kazım Yazar’ın işletmeciliğini yaptığı meşhur Lokmahane’nin yemeklerine, Hamit Yıldız’ın CEO’luğunu yaptığı Hamido Baklavaları’na bayıldım. Her ikisinin de tatları damağımda kaldı. Ancak yine tavsiye üzerine gittiğim Anamur’daki Köşem Cafe Restoran beklentilerimin altında kaldı…

LOKMAHANE

Konyalıların vazgeçemediği mekanlardan birisi… Çarşı ve Merkez olmak üzere iki şubeleri var. Merkez şubede, Selçuklu dönemi yemeklerini tatmanız mümkün. İki tarihi köşkün birleşimiyle yapılan bu restorandaki yemekler, günümüz lezzetleriyle harman edilip servis ediliyor. Aklım burada kalsa da ben Çarşı şubesinde Kazım Bey’le bir araya geldim. Kazım Yazar Konya yemekleri üzerine ihtisas yapmış. Memleketi Konya ve Selçuklu döneminin lezzetlerine çok hakim. Kendisini televizyonlardan da tanıyacaksınız. Beni, yöresel mutfakları hakkında bir hayli bilgilendirdi. Yemeklere gelince.. Ben olmazsa olmaz furun kebabını tercih ettim, gerisini kendisine bıraktım. Masaya öncelikle ikramlıklar geliyor. Ezme, inek yoğurdu, biber, maydanoz, salata, reyhan, nane, maydanoz ve nar ekşili bol limonlu ezme salada …

Öncelikle bamya çorbasını denedim. Ufak ufak bamyalardan yapılan bu çorbanın içimi harika. Hazmı kolaylaştırıyor ve ağızınızı temizleyerek enfes bir aroma bırakıyor. Ardından bıçak arası, etli ekmek, sarma ve furun kebabını denedim. Bir kere etler burada makineye girmiyor, suyunu kaybetmemesi için zırhla çekiliyor. İşin kolayına kaçılmıyor yani. Et sulu sulu yeniyor ve lezzeti kaybolmuyor. Burada dikkatimi çeken en önemli şey ise malzemelerin taşması. Kazım Bey, her şeyi gramına göre yapıyor. Yaklaşık 200 gramlık pideye 300 gramın üzerinde et koyuyor. Siz buraya geldiğinizde incecik hamurun üzerinden taşan mis gibi etleri yiyorsunuz. Furun kebabına gelince… Takipçilerim bilir bir tabirim var benim lokum ötesi diye. Bu et de öyle. 6 saat pişen kuzu eti iyice yumuşuyor ve ağızda dağılıyor. İki pidenin arasında soğanla gelen bu lezzet de enfesti. Tatlı olarak incecik hamurun arasında, az şerbetli bir sac arası ve un helvası kıvamında höşmerim yedim. İkisinin de ortak özelliği çok hafif olmalarıydı. Konya halkı bu lezzete sahip olduğu için inanılmaz şanslı. Bir dahaki gelişimde yine buraya uğrayacağım.

INSTAGRAM: @ lokmahanecarsi
☎️ TELEFON: 0 332 322 16 16
📍 ADRES: Alavardı Mh. Yaka Cd. 36/A Meram/KONYA

KORONAVİRÜS TABLOSU:

Yazının Devamını Oku

Trend artık ”Yeni nesil restoranlar”

17 Temmuz 2022
Günümüzde artık restoranlar da kabuk değiştirmeye başladı. Bildiğimiz kebapçılar, esnaf lokantaları, ocakbaşılar artık geride kaldı. Geride kaldı diyorum ama onlar her zaman yaşayacak elbette. Hiçbirinden vazgeçilmeyecek. İşini iyi yapan, esnaf lokantası da ayakta kalacak, kebabı lezzetli yapan kebapçı da, ocakbaşı da. Benim bugünkü değinmek istediğim konu iste evrim geçirmeye başlayan restoranlar. “Evrim geçiren” diyorum çünkü, birçok işletme artık müşteriyi çekebilmek için farklı bir şeyler yapmak zorunda. Kendi tarzını yaratıp, bir özelliğini öne çıkararak müşteriyi çekebilmek için yarışıyor işletme sahipleri. Bunlardan en önemli faktör ise eğlence. Akşam yemeği için dışarı çıkan biri, sadece iyi bir yemek değil, “eğlenebileceğim bir yer de olsun” diyor. Hem yemeğini yiyor, hem şarkısını söyleyip stres atıyor. Buna şöyle de diyebiliriz; Kumkapı’ya, Nevizade’ye ya da Kadıköy’e gidemeyenler, hesabı fazla bunlar bu mekanları tercih ediyor.

Bugün tavsiye edeceğim iki mekandan, biri alkollü diğeri ise alkolsüz. Bahçelievler’de hizmet veren Ciğer-İ Ala, İstanbul’daki yeni nesil alkolsüz restoranlara en iyi örneklerden biri. Hatta en iyisi diyebilirim. Bir diğeri ise Florya’nın en eski restoranı olan ve Atatürk Köşkü’nün hemen yanı başında, mavi ile yeşilin kucaklaştığı eşsiz manzarasıyla buluştuğu Uludağ ET Lokantası...

CİĞER-İ ALA

Bahçelievler’deki bu mekan adından da anlaşılacağı üzere ciğeri ile meşhur. Aslında ilginç de bir hikayesi var işletme sahibi Bilal Şahin’in. Henüz 16 yaşındayken ailesinden resmi izin alıp ticaret yapmak için Çin’e gidiyor. Orada kaldığı 6 ay boyunca otelinin altında bulunan Japon restoranında yemek yiyor. Bir gün oranın şefine çocukluğundan beri müptelası olduğu ciğeri anlatmaya çalışıyor. Tercüman yardımıyla anlaşan Şahin, Japon şeften kendisine ciğer bulmasını istiyor. Oralarda ciğer bulmak kolay olmasa da şef, 3-5 gün sonra kendisine ciğeri getiriyor. Bilal Şahin ocağın başına geçiriyor ve ciğeri bir güzel yapıyor. “Ciğeri o kadar güzel yaptım ki, benden tarifini istedi” diyen Şahin, “Bir gün restoran açmak için kararımı o gün vermiştim” diyor. Bahçelievler’de şık bir restoranda ciğer yapmaya başlayan Şahin’in mekanına ben de sık sık giderim. Edirne’den bile minibüsle gelenlere şahit oldum. Hatta konuştuğum bazı Edirnelilere şaşırdığımı söylediğimde, “Bu lezzeti memlekette bulamadığımız için buradayız. Hem İstanbul’u geziyoruz, hem de mis gibi ciğer yiyoruz” cevabını aldım.




Yazının Devamını Oku

Başakşehir'de iyi bir kahvaltı, sonra mis gibi kebaplar

6 Haziran 2022
Hafta sonları genellikle dışarıda kahvaltı yapanlardanım. Benim için ya bir tavsiye olacak ya da internetten baktığım yorumları değerlendirerek mekanı seçiyorum. Bu hafta da Başakşehir’de iki mekan belirledim. Önce kahvaltıya ardından da farklı bir tat olduğunu düşündüğüm kebapçıya uğradım. Tabi benim için fiyat performans da önemli. Her zaman çok para verip iyi hizmet ya da lezzeti bulamadığım yerlerde oldu. Ancak benim aradığım, iyi hizmet, iyi lezzet ve düşük bütçe. Bu yüzden size Gagaline Cafe Restaurant ve Zahter Kilis Sofrası’nı tavsiye ediyorum.

Zahter Kilis Sofrası

Başakşehir Çam Sakura Hastanesi’nin yakınında bulunan bu mekan Gaziantep ve Kilis lezzetlerini harika yapıyor. Restoranda tanıştığım Şükrü Gümüşoğlu ve babası tarafından kurulan bu yer, adını Gaziantep yöresine ait bir kekik türü olan zahterden almış. Zahter yemeklerde kullanılır ama çay olarak tüketildiğinde de müthiş yararlıdır. Metobolizmayı düzenler ve insanın kendisini dinç hissetmesini sağlar. Pandemide start verdiklerini söyleyen Şükrü Bey, kısa zamanda büyük iş başardıklarını, kendilerini kabul ettirdiklerini söyledi. Gümüşoğlu en önemli sırlarının ustaların çoğunu Kilis ve Antep’ten getirmek olduğunu ifade etti. Önce ben lahmacunla başladım. Kıtır kıtır, tıpkı Antep’te yediğim gibi. Hamuru incecikti. Ardından yediğim içli köfte de çok iyiydi. Son olarak kebapların tadına baktım. Hepsinden azar azar. Fıstık, patlıcan, Adana, Urfa. ördek başı... Buranın patlıcanlı kebabını, Kilis tavasını daha sonra deneyeceğim. Tadına doyamadığım yerlerden biri olarak hafızama kazındı burası. Az bir ücretle kaliteli yemek yiyeceğiniz bir restoran olarak not almanızı öneriyorum.

INSTAGRAM: @zahterkilis
☎️ TELEFON: 0212 553 00 60
📍 ADRES: Başakşehir Nidapark Sitesi, İshakpaşa Sokağı D:No: 9, 34480 Başakşehir/İSTANBUL

KORONAVİRÜS TABLOSU:

✅ Sosyal mesafeli masalar

Yazının Devamını Oku

Hocapaşa Sokağı’nın iki tarihi lezzeti

2 Mayıs 2022
Sirkeci’deki lokantalarla dolu Hocapaşa sokağını bilmeyenimiz var mı?

Efsane lezzetlerin buluştuğu, harika restoranlar, mis gibi esnaf lokantalarının olduğu, buram buram yemek kokularının geldiği uğrak bir noktadır tarihi yarımadada. İlk efsane lezzet bu sokağın hemen girişinde Şehzade Cağ Kebap. Yediğim en güzel cağ kebabı burada. Özcan usta bu işin piri. Şöyle ki kendisi The New York Times, gazetesine bile çıkmış. Daha ne olsun? Bir diğer lezzet ise Namlı Rumeli Köftecisi. 40 yıldır lezzetini koruyan bu mekanın köfteleri de bir başka enfes...



ŞEHZADE CAĞ KEBAP

Erzurum Şenkaya ilçesi Kosorlu köyünden Özcan ve Özkan Yıldırım kardeşler. 1989 yılında Kadıköy’ün merkezinde Şehzade isminde cağ kebabı dükkanı açıyor. 2005 yılında ise mekan şu anki yerine Sirkeci Hocapaşa Sokağı’na taşınıyor. Açılır açılmaz başta turistler olmak üzere yoğun bir ilgi görüyor. İlgi o kadar yoğun oluyor ki, Amerika’nın önde gelen gazetelerinden The New York Times ve İngiltere’nin prestijli gazetesi The Guardian başta olmak üzere bir çok basın kuruluşu Özcan Usta ile röportaj yapmak için sıraya giriyor. Elbette ben de gittim kendisini buldum. Özcan Usta, “Bu lezzeti yakalamak için çok uğraştım. Hayatım Erzurum’da hayvanların arasında geçti. Orada başladım cağ kebabı yapmaya. Sadece taze süt kuzudan yapılır ve kesinlikle taze et olduğu için marine edilmez. Tuz, soğan, karabiber ile sevgiyi harmanlayarak odun ateşinde pişiririz. Bunu yapmak sanattır” diyor. Haksız da değil arkadaşlar. Bir porsiyonda 2 şiş birden geliyor. Ben 4 porsiyon yedim. Ekmeksiz de harika oluyor. Özcan abinin yerine mutlaka uğrayın...

Yazının Devamını Oku

Çiçekler içinde kahvaltıyı kim istemez ki?

16 Nisan 2022
Millet olarak kahvaltıyı severiz. Bir çoğumuz kahvaltı sofrasına oturmadan dışarı çıkmayız. Zaten kahvaltı kültürünü de doğru düzgün başka bir memlekette bulamazsınız, bize özgüdür. Çeşit çeşit peynirler, zeytinler, kavurmalar, sucuklar, ballar, kaymaklar... Bir de tabi ki yöresine göre de çeşitler farklılık gösterebiliyor. Örneğin Karadeniz’in kahvaltısı başka, Ege’nin, Akdeniz’in, Doğu bölgelerinin kahvaltıları bambaşka. Kahvaltı masasında her şeyin olmasından yanayım. Oturduğum zaman masaya hepsinin tadına bakmalıyım. Ramazan günü aramızda oruç tutanlar “nereden çıktı şimdi bu kahvaltı” diyebilir. Haklılar da... Ama bugün mis kokulu çiçekler içinde, uygun fiyata yöresel kahvaltı yapabileceğiniz 3 adresi sizinle paylaşıyorum.

VİRAN CAFE

Avcılar Sahil yolundaki bu mekan çevredekilerden bir adım önde. Çünkü hem bahçesi geniş, hem de ürünlerini yöresinden getiriyor. Mekanın sahibi Selim Kuşbey Malatyalı. Tereyağından, biberine, yağından kaymağına kadar masasına koyduğu her ürünü memleketinden getiriyor. Serpme kahvaltıda, omlet, 8 çeşit peynir, bal, reçel, biber, karpuz kuru meyve, sınırsız çay. Burada favorim “Viran Çift Göz” omlet. “Gezen tavuk yumurtası, Malatya’nın hakiki tereyağı ve üzerine yine Malatya’dan gelen kekik. Ekmeği bandırdım bandırdım yedim. Kuş sesleri, çiçekler içinde harika bir mekan. Serpme kahvaltı fiyatı da kişi başı 125 TL. Sadece kahvaltı değil. Burada ızgara, tavuk şiş, pirzola, köfte, kebap, pizza ne ararsanız var. Sevdiklerinizle okey oynayıp huzur bulabileceğiniz bir yer. Bu harika mekanı şiddetle tavsiye ediyorum.

INSTAGRAM: @virancafeverestaurant
☎️ TELEFON: (0212) 590 64 16
ADRES: Ambarlı mah, İskele Cd No:21 D:no 19, 34315 Avcılar/İSTANBUL

KORONAVİRÜS TABLOSU:

✅ Sosyal mesafeli masalar

Yazının Devamını Oku

Alaçatı’nın beklediği o mekan

8 Nisan 2022
Bu sene 11’incisi düzenlenen Alaçatı Ot Festivali’ni bir önceki yazımda paylaşmıştım. Harika bir organizasyonun yanında muhteşem yemekleri de tatma fırsatı buldum. Gittiğim tek bir restoran vardı. Yeni nesil konseptli “Bi’Nevi - Alaçatı”ya bayıldım. Alaçatı’da kime sorsam, kiminle konuşsam yerini biliyor. Adından söz ettiren bir mekan. Ünlülerin de uğrak mekanı. Hatta mekana girdiğimde bir de sürprizle karşılaştım. Teknik direktör Yılmaz Vural, oradaydı ve kendisiyle uzun uzun sohbet etme fırsatı da buldum. Bi’Nevi Restoran özellikle meze, etleri ve sunumuyla öne çıkan A Plus bir mekan. Şu an misafirleri için yenilenme aşamasında. Mekanın ortaklarından Kemal Demirci, “Yaza bomba gibi gireceğiz” diyor. Gelelim mekanın özelliklerine....

Bİ’NEVİ - ALAÇATI

Alaçatı’nın merkezinde 3 sene önce kurulan “Bi’Nevi - Alaçatı” bölgenin en popüler mekanları arasında geliyor. Sahipleri Murat Mergen ve Kemal Değirmenci yeni sezonda misafirlerine daha iyi hizmet verebilmek için, mekanı baştan aşağı yenileme kararı almış. Tabi ki konsept de değişiyor. Şef Aytaç Çetinkaya yöneteminde geleneksel ve yenilikçi mutfağı birbirine harmanlayan işletme, Türk yemeklerini yenilikçi bir prezentasyon ile misafirlerine sunmayı amaçlıyor.

Buranın en büyük özelliği ise bölgenin en iddialı eğlence mekanı olması. Saat 22.00’den sonra restoran club’a dönüşecek. İnsanlar bir bölümde yemeğini yedikten sonra ya da içeceklerini yudumlarken, bir diğer bölümde eğlenebilecek. Bi’Nevi, Avrupa’daki modeli ülkemize getirerek büyük bir atılım yapmış. Ben ise restorana girdiğimde ufak bir sürprizle karşılaştım. Teknik direktör Yılmaz Vural ailesiyle restorandaydı. Hemen yanına gidip, tabi ki futbol konuştuk. Ancak mekanda tadilat sürerken kendisine neden buraya geldiğini sordum, şu cevabı aldım: “Bi’Nevi’ye her fırsatta geliyorum.

Sadece ben değil, magazin ve cemiyet dünyasından insanların tercihi de burası. Bi’Nevi Alaçatı bizim alışkanlığımız.” Bu kadar ünlü insanın tercih ettiği bu mekanın yemeklerini merak etmeye başlamışken, salon şefi Ediz Ocak, arka masayı donatmıştı bile. Masada neler neler yoktu ki, zeytinyağlı enginar, deniz börülcesi, atom, fava, topik, Girit ezmesi, humus, semizotu salatası... Bunların hepsinin tadına baktım... Tabi otlar İstanbul’daki gibi değil. Günlük ve taze taze masanıza geliyor. Aytaç şefimi de unutmamak lazım. Otlara bambaşka bir hava katmış. Hepsine bayıldım. Ardından gelen sucuğu ise ne kadar ısrar etsem aldıkları yeri söylemediler. Enfesti. Özel soslu etler ve sunumda 10 numara aldı. Kaliteli bir akşam geçirmek isteyenlere burasını şiddetle tavsiye ediyorum.

INSTAGRAM: @binevialacatii
☎️ TELEFON: 0542 210 74 31

Yazının Devamını Oku

"Ağzınıza layık festival"

4 Nisan 2022
Tam da slogandaki gibi ağzımıza layık bir festival oldu. İzmir Alaçatı’da bu sene 11’incisi düzenlenen Alaçatı Ot Festivali’nde lezzetler havalarda uçuştu. Beldeye gelen yüzbinlerce insan karnaval havasında geçen festivalde hem değişik lezzetlerin tadına baktı, hem de eğlenmenin tadını çıkardı.

Alaçatı Ot Festivali’nin bu yılki teması, ‘evelik otu’ olarak bilinen ‘Labada’ oldu. Ayrıca Ege’de yetişen şevketi bostan, acı ot, kuzukulağı, arapsaçı, ebegümeci, radika, deniz börülcesi, tembel avrat out, kuşkonmaz, biberiye otu gibi onlarca otun tanıtımı için düzenlenen kortejde bando takımı ve göstericiler eşliğinde binlerce vatandaş dans etti, konfetiler atıldı ve rengarenk görüntüler oluştu. Zor bir organizasyondan alnının akıyla çıkan Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, “Üç yıl sonra ot festivalinde milyonları buluşturuyoruz. Dünya markamız Alaçatı’dan, yeryüzündeki cennet Çeşme’den tüm Türkiye’ye selam olsun. Labada konulu, zeytin temalı festivalimizde bu yıl barış mesajı veriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘SEVGİ KAZANACAK’

Festivalin 3 yıl aradan sonra yeniden başlamasından mutluluk duyduğunu belirten Çeşme Belediye Başkanı Oran, “Çalışan, üreten, paylaşan insanların hiç bir zaman kaybetmeyeceğine, sonunda sevginin daima kazanacağına yürekten inandık. Bu inançla, 11. Alaçatı Ot Festivalimizde, sizlerle birlikte birlikte uyanışın, yenilenmenin, taptaze çiçekleriyle gelecek güzel günlerin habercisi baharı karşılamaktan mutluluk duyuyorum. Bu festival; günlük yaşam telaşı içinde gri binalar arasına sıkışan bedenlerimizin doğayla yeniden kucaklaştığı, betonlar arasına sıkışmış ruhlarımızın iyileşip, arındığı bir festival” dedi.

‘BARIŞ ŞARKILARI SÖYLÜYORUZ’

Zeytin katliamına dur demek ve farkındalık yaratmak amacıyla festivalde zeytinin önemine dikkat çektiklerini dile getiren başkan Ekrem Oran, “Bu festivalde, doğanın cömertliğine şükranlarımızı sunuyor, binlerce yıldır insanlığa hem gastronomik, hem kültürel anlamda değer katan zeytin ağaçlarımıza sımsıkı sarılıyoruz. Bizler, bu topraklarda farklı kültürlerin yarattığı renklilik içerisinde, sevginin, barışın şarkılarını söylüyor, birlikte aydınlık yarınların umudunu büyütüyoruz. Birlikte zenginliklerimizi koruyup çoğaltarak pırıl pırıl bir gelecek yaratacağız.

KENAN DOĞULU SAHNEDE

Ünlü müzisyen ve sunucu Ayhan Sicimoğlu ve Tulin Onaner’in katılımıyla gerçekleşen festival kapsamında, otları tanıma ve toplama gezilerinden yemek atölyelerine, yabani ot ve bitkilerle beslenme seminerlerinden konserlere kadar birçok etkinlik düzenlendi. Festivalin üçüncü gününde Çağla Şıkel, “En güzel yemek yarışması” ile “En çok çeşit ot toplama” yarışmasının sunuculuğunu yaptı. Şarkıcı Kenan Doğulu da festivalde verdiği konserle katılımcılarla unutulmaz gece yaşattı.

 

Yazının Devamını Oku