Ömür Kurt

Anne baba sağlığı için kolajen çok önemli

12 Eylül 2023
Son yıllarda önemi daha çok anlaşılan kolajenin kemik sağlığından kıkırdak yapısının iyileştirilmesine, moral ve motivasyonun sağlanmasından sağlıklı bir görünüm kazanmaya kadar birçok etkisi var. Geçen hafta Konya’da gerçekleşen Wellcare Collagen toplantısında uzmanlar, aile sağlığı için kolajenin önemli olduğunun ama çocuklara kolajen kullandırmanın doğru olmadığının altını çizdi.

Vücudumuzda halihazırda bulunan kolajeni nasıl anlarız?

Yeşim Temel Özcan (Diyetisyen): İnsan vücudunda üç tip kolajen bulunur. Tip I kolajen vücudumuzdaki kolajenin %90’ıdır. Yoğun şekilde paketlenmiş liflerden oluşur. Deri, kemik, tendon, lifli kıkırdak, bağ dokusu ve dişlere yapı sağlar. Tip II kolajen daha gevşek bir şekilde paketlenmiş liflerden oluşur. Eklemleri destekleyen elastik kıkırdakta bulunur.

Tip III kolajen ise vücudumuzdaki kasların, organların ve arterlerin yapısını düzenler. Cildin esnekliğini sağlar. Kolajen liflerinde zamanla biriken hasar, onların düzgün çalışma yeteneklerini azaltır. Bu da kemiklerden gelen seslerden, cildin sarkmasından anlaşılır.

Prof. Dr. Demirhan Dıraçoğlu (Fizik Tedavi Uzmanı): Eklem kıkırdağı sağlığı için Tip II kolajen çok önemlidir. Eğer kıkırdağımız olmasaydı kemikler birbirlerine öyle temas ederdi ki biz ne yürüyebilirdik ne koşabilirdik ne oturabilirdik. Kemiklerin üzerinde olan yumuşak süngerimsi kıkırdak yapı, bizim hareket etmemize olanak sağlıyor. Ancak yaşla birlikte kolajen eksikliği de yaşanmaya başlıyor.

Hareketsiz ve sağlıksız bir yaşam sürmek, kötü beslenme, kolajen takviyesi almama gibi etkenler kolajen oranında azalmaya sebep oluyor ve eklem ağrıları böyle başlıyor.

Şunu unutmamak gerekir ki, bir insan eklemlerinden sadece birini yılda ortalama 2 milyon kez kullanır.

Bu sebeple sağlıklı beslenerek, hareket ederek, kolajen desteği alarak kemik ve kıkırdak yapımızı güçlendirmeliyiz.

Ancak bunu yaparken de silisyum mineralinin çok önemli olduğunun da altını çizmeliyim. Eklemlerde sıvının korunmasını sağlayan silisyum, dünyada oksijenden sonra en çok bulunan elementtir ve sağlığımız için çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Okullar açılmadan önce 5 tavsiye

5 Eylül 2023
Önümüzdeki hafta okullar açılacak ve çocuklar çok heyecanlı. Anaokulu tecrübesi olanlar biraz daha şanslı ama ilk kez okula başlayacak olanlar oldukça kaygılı. İşte okulun ilk günü için öneriler...

Bu soruların yerine “Nasıl zaman geçirdin, bugün neler yaptın?” gibi yönlendirici olmayan sorular sormaya
özen gösterin.

“Yağmur hasadını” Alp Kırşan’a sordum

Alp Kırşan iki oğluyla Lara Barut Collection ve National Geographic ortaklığıyla düzenlenen ‘yağmur hasadı’ etkinliğine katıldı. Kokopelli Şehirde ekibinden Yasemin Kırkağaçlıoğlu ve Elif Çatıkkaş’ın verdiği eğitimde çocuklar, aileleriyle birlikte dünyadaki su döngüsünü öğrendiler.

Bu tür etkinliklere katılmak neden önemli?

Çocuklarıma, iklim kriziyle ilgili neler yapmaları gerektiğini küçük yaşlardan itibaren öğretmek istiyorum. Bu konuda bilinçlenmeleri, geleceğimiz açısından çok önemli. Bizim zamanımızda büyüklerimiz “Yere çöp atmayın!” derdi ama bugünün çocukları bu evreyi çoktan geçti. Şimdi “Doğayı nasıl koruyabiliriz?” diye sorma ve çözüm üretme zamanı!

Yazının Devamını Oku

Sanatla erken tanışan çocuk kendiyle barışık büyür

29 Ağustos 2023
Hayatı anlayan ve anlamlandıran çocuklar yetiştirmek çok önemli. Bunun için bebeklik çağından itibaren çocukla ilgilenmek, onu erken yaşta sanatla tanıştırmak ve sanat eğitimiyle desteklemek gerekiyor. Peki, ama bunu nasıl yapacağız? Bale sanatçısı, eğitmen ve koreograf Tan Sağtürk’e sordum.

Erken yaşta sanatla tanışan çocukların kazandığı en önemli özellikler nelerdir?
Bir çocuk, 2-4 yaşları arasında konuşmayı, ifade etmeyi büyük oranda başarmış olur. Konuşmak, onun en önemli eylemlerinden biri. Üstelik bu konuda çok da aceleci davranmak ve kendini olabildiğince hızlı şekilde ifade etme ister. Oysa ne kadar konuşursa konuşsun yetmez ona. Daha fazla sözcüğe sahip olması, ona daha fazla anlatım gücü kazandıracaktır ama nihayetinde bu da bir keşif süreci... Eğer bir çocuk 2-4 yaşları arasında sanat dalıyla tanıştırılsa kendini kontrol etme, zamanında konuşma ve dinlemeyi öğrenme özelliği kazanır. Örneğin bu yaş diliminde bale ile tanıştıysa kendini uzun uzun izlemeye başlar. Çünkü bale salonlarında her yer aynalarla kaplıdır ve çocuk kendini tüm yönleriyle görür, tanır ve kendini her haliyle kabullenmeye başlar. Sanatın çocuğa kattığı en önemli şeylerden biri belki de budur. Üstelik bu özellik çocuğun kendisiyle barışık büyümesine de katkı sağlar. Bunun yanında refleksleri gelişir, özgüveni artar. Bu süreçte çocuk illaki bale gibi salon sanatlarıyla tanışacak diye bir şey yok. Açık hava sporları, yüzme veya tenis de çocuğu geliştirir. Meselâ tenis oynarken top düşer, çocuk onu fark eder oraya doğru koşar. Dolayısıyla refleksi gelişir.



Peki, bir çocuk kaç yaşından itibaren konsere veya tiyatroya gidebilir?
2 yaşından itibaren seyretmeye müsait hale gelir. Üstelik hiç tahmin etmediğimiz kadar uzun eserleri bile seyredebilir çocuklar. Tabii eğer karnı aç değilse, çişi yoksa, hayatından memnunsa... 3 yaşından sonra ise bir sanat dalını fiziksel olarak deneyimlemeye başlayabilir. Mesela biz baleye 3 yaş diliminde başlanmasında yarar görüyoruz. Hiçbir anne baba “Benim çocuğum odaklanma sorunu yaşıyor” diye onu kısıtlamamalı veya ona eğitim aldırmaktan vazgeçmemeli. Aksine onu teşvik etmeli. Özellikle 3 yaştan itibaren...
Eğer çocuk 3 yaşında baleye başladıysa, doğuştan getirdiği ritim duygusu ve çocuğun doğal içgüdüsü olan hareket duygusu ona eşlik eder. Yani çocuk bale ile hem ritim duygusunu biraz daha geliştirir hem de doğru hareket etmeyi öğrenir. Bu nedenle anne babalara en büyük tavsiyemiz, onları olabildiğince küçük yaşta sanatla tanıştırmaları... Zaten çocuğun doğasında var olan 360 dereceyi gözlemleyebilir ve denetleyebilir olma dürtüsü, sanatla biraz daha gelişir. Yani yanındaki hareketin nereden geldiğini anlar, farkındalığı artar. İşte bu süreçte çocuk düşmeyi, kalkmayı, eğrilip doğrulmayı da öğrenir. Bu yaş diliminde öğreneceği her şey gelecekteki yaşamını da etkiler.

LEYLEKLERE YENİ YUVA

Yazının Devamını Oku

Geleceği kurtaracak çözümler ödüllendiriliyor

27 Ağustos 2023
Gençler gurur duyacağımız birbirinden güzel projeler geliştirirken, Samsung Electronics Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle düzenlenen ‘Solve for Tomorrow’ programı da gençlerin fikirlerini ödüllendiriyor, daha iyi ve güzel bir dünyada yaşamamız için önayak oluyor.

Her şey sürdürülebilir bir yaşam için

Temel amacı, gençleri toplumsal sorunlara duyarlı bireyler olarak yetiştirmek ve sürdürülebilir bir gelecek adına çözümler sunmak olan ‘Solve for Tomorrow’ programı bu yıl ikinci kez düzenlendi. 164 farklı takımın, birbirinden güzel fikirleriyle katıldığı yarışmada zorlu bir değerlendirme sürecinden sonra 10 takım finale kaldı. Finale kalan takımların projeleri iklim krizi, sürdürülebilir atık yönetimi, yenilenebilir enerji, akıllı şehir uygulamaları gibi gelecekçi ve son derece yararlı projeler...

Çay fabrikası atıklarından hidrojel üretimine birincilik

Yarışmanın birincisi Karadeniz Bölgesi’nde çay fabrikası atıklarından hidrojel üretimi gerçekleştiren Ecem Naz Yılmaz ve Ayşegül Çubuk’un “Camellia Takımı” oldu. Fikirleri gerçekten de çok yaratıcı ve doğa dostu olan bu takımı kutluyorum. Çünkü hidrojeli, tarçın yağı ile birleştirerek antibakteriyel özellik kazandırmışlar ve böylece atık yönetiminde sürdürülebilir bir yaklaşım benimseyerek atık kirliliğini azaltmayı ve çevreye katma değer sağlamayı amaçlamışlar.

Gelecek gençlerindir

Kuşkusuz ki “Solve for Tomorrow” gibi yarışmalar, gençler için proje geliştirme sürecinde çok öğretici. Yaşanan zorluklar, ekiplerin iş birliği, gerçek dünya sorunlarına yönelik çözüm üretmek için deneme yapma gibi birçok konuda öğretici oluyor. Bu sebeple Samsung Electronics Türkiye Mobil İş Birimi Başkan Yardımcısı Murat Azdemir projeyle ilgili olarak “Geleceği yeniden şekillendireceklerin, yaratıcı düşünen, inovatif çözümler üreten ve teknolojiyi iyi kullanan gençler olacağını biliyoruz” diyor ve ekliyor: “Samsung olarak, gençlere daha iyi bir gelecek yaratmak umuduyla üzerimize düşen görevleri gerçekleştiriyoruz. Dünyaya karşı verdiğimiz bu sözü yerine getirmek adına hayata geçirdiğimiz ‘Solve for Tomorrow’ programının bu yıl ikincisini gerçekleştirdik. Geleceği yeniden şekillendireceklerin, yaratıcı düşünen, inovatif çözümler üreten ve teknolojiyi iyi kullanan gençler olacağını biliyoruz. Bu vesile ile programın yönetiminde bize destek veren değerli iş ortağımız Habitat Derneği ekibine, tüm mentörlerimize ve jürimize verdikleri destek adına çok teşekkür ediyorum.” Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ise Solve for Tomorrow’un önümüzdeki dönemde birçok başarı hikâyesine sahne olacağının sinyalini veriyor: “Gençlerin dünyamızın sorunlarından bazıları olan iklim krizi, yenilenebilir enerji, akıllı şehir uygulamaları hakkında teknolojik çözümler üretiyor olmaları ‘Solve for Tomorrow’ programının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu anlamlı projede birlikte yol aldığımız Samsung Türkiye’ye çok teşekkür ediyorum. Toplumun ve dünyanın sorunlarına çözüm arayan gençlerin desteklenmesi amacıyla yürüttüğümüz ‘Solve for Tomorrow’ yarışmasının, önümüzdeki dönemde de yine birçok başarı hikâyesine ve önemli projelerin ortaya çıkışına sahne olacağına inancımız tam. Geleceği şekillendirmek için çabalayan tüm çocuklarımızı canı gönülden kutluyor ve dereceye giren takımlarımızı tebrik ediyorum.”

Yazının Devamını Oku

Yaz bitmeden çocuklarınızla yaşamanız gereken 5 deneyim

22 Ağustos 2023
Anne babalar bana sık sık “Okullar açılmadan çocuğumuzu nereye götürelim, ne yapalım?” diye yazıyor. Ben de bu hafta sizin için yaz bitmeden çocuklarınızla birlikte yapabileceğiniz etkinlikleri seçtim.

Çocuk kulübünde tatil
Çocukların okula döndüklerinde öğretmenlerine ve arkadaşlarına anlatabilecekleri güzel anılar için verimli bir tatil şart. Deniz tatili de çocukların hareket etmesi, güneşlenmesi, kumla oynaması ve denizi keşfetmesi için çok yararlı. Bu sebeple çocuklarınızı, içinde ‘çocuk kulübü (kids club)’ olan bir otele götürebilirsiniz. Titanic Deluxe Golf Belek’te yaratıcı drama ve resim atölyeleri, legolarla yaratıcılık etkinlikleri, survivor yarışma etkinlikleri ve oyun parkurları; Hilton Dalaman’da taş boyama etkinlikleri, doğa keşfi, uçurtma yapım etkinlikleri; Cullinan’da çocuklar için sörf, geri dönüşüm, doğayı tanıma etkinlikleri ve golf; Lara Barut Collection’da duvara tırmanma, maskotlarla dans, uçurtma, açık hava sineması çocukları bekliyor.

Festival zamanı
Bursa’da 30 Ağustos Zafer Bayramı’na özel Uçurtma Şenliği düzenlenecek. Şenlik, saat 13.00’ten itibaren Yunuseli Havaalanı’nda gerçekleşecek. Geleneksel hale gelen Yaratıcı Çocuk Festivali ise oyun hamuru etkinliklerinden masallara, moda atölyesinden boyamaya, müzik ve sanat atölyelerinden ebeveyn söyleşilerine kadar birçok etkinlikle bu yıl 2-3 Eylül’de İstanbul Küçükçiftlik Park’ta düzenleniyor.

Müzeleri gezin

Yazının Devamını Oku

Barbie, cinsiyetçi ve mükemmel mi?

15 Ağustos 2023
Oyuncak seçimi çocuğun gelişimi için çok önemlidir. “Barbie” filmi, bu oyuncakları yeniden tartışmaya açtı. Uzun yıllar boyunca ‘mükemmel kadın’ imajı yaratan Barbie oyuncaklarına eleştiriler üzerine sosyal hayatta karşılaşabileceğimiz oyuncaklar da eklenmişti ama eleştirilerin ardı arkası kesilmiyor. Kimine göre 2 saatlik film bir ‘oyuncak reklamı’, kimine göreyse pembe renklerle boyalı cinsiyetçi bir yapım. Bir anda büyük bir ‘Barbie akımı’ başladı. Peki, renkler ve Barbie oyuncakları bize ne söylüyor? Uzmanlara sorduk.

Sizce çocuklara Barbie ile ne anlatılıyor?

- Ayben Ertem (Uzman Psikolog):

Barbie’nin yaratıcılarından Ruth Handler bir röportajında, Barbie’yi kendi çocuğunun kâğıt bebeklerle oynarken ileride nasıl bir kadın olmak istediğini hayal ettiğini gözlemleyerek 1945 yılında tasarladıklarını söylemiş ve “250’den fazla meslek var ve çocuklar arzu ettikleri meslekler için Barbie vasıtasıyla hayal kurabiliyorlar. 1965 yılında astronot Barbie vardı, 1983 yılında uzaya bir kadın gitti” demişti.  Ortaya çıkış amacı iyi niyetli olsa da bilimsel araştırmalara göre Barbie özellikle 5-8 yaş aralığındaki çocuklar için yalnızca mesleki olarak değil, vücut imajı olarak da hayal ettikleri bir oyuncak haline geliyor. İmkânsız bir bel ölçüsü, kusursuz vücut yapısı çocukların özendiği bir şey olurken bir yandan araştırmalar sürekli Barbie ile oynayan çocukların öz güvenlerinin ve vücut imajlarının daha düşük olabileceğini gösterdi. Ergenlerde ise Barbie oyuncağına dair bir kızgınlık oluşuyor. Barbie’den kurtulmak isteyen, onu duvarlara çarpan, zarar veren, saçını kesen ergenler var. Bunun nedeni daha çok kendilerine benzeyen oyuncaklar istemeleri.

Barbie’nin öne çıkan mükemmel imajına karşıymış gibi duran ama temelde mükemmeli gösteren algı çocuklarda neye sebep olur?

- Doç. Dr. Ebru Güzel (İletişim Bilimci):

Çocukların gelişimi için doğal oyuncaklar üreten firmalar çoğaldı. Keçe, tahta, bez ya da doğal ürünlerden farklı seçenekler var. Masal kitapları da öyle. Örneğin Oğuz Tansel’in masallarıyla büyüyen çocuklar Fakir Baykurt kitaplarına hazırlanmış olurlar ama siz çocuğunuzu bu oyuncak ve masallarla büyütseniz bile popüler ürünler çocukları okullarda ve akran çevresi aracılığıyla kuşatıyor. Sadece ebeveynlere faturayı kesemeyiz, ancak özellikle kız çocukları açısından toplumun genelindeki çifte standardı da inkâr edemeyiz. Bir yandan ‘kadınlara özgürlük’ derken, diğer yandan kadınları cendereye sokan bir ‘modern güzellik ideali’ olumlanıyor. Bunu da bugünlerde “Barbie” filmi bize gösteriyor. Bir anda aklı başında sinemanın idol oyuncularından annelere kadar kadınların Instagram’da Barbie filtresi ile yaptıkları paylaşımlara şahit olduk. Pembeli, pırıltılı, porselen ve gergin yüzlü plastik bir imgenin ve hatta filminin ‘gönüllü tanıtıcısı’ oldular. Bir yandan ‘renklerin cinsiyeti yoktur’, ‘kadınlar tek tipleştirilemez’ diyenler, öte yandan renk cinsiyetçiliğinin ve kadını tek tipleştirmenin taraftarı olabildiler. Oysaki çocuklarımıza örnek olabilmemiz için öncelikle bu tuzaklardan yetişkinler olarak, bizim uzak durmamız gerekiyor.

- Ayben Ertem:

Yazının Devamını Oku

Annelik bir meslek değildir

8 Ağustos 2023
‘Sosyal medya anneliği’ uzun yıllardır hem ülkemizde hem de dünyada sık sık tartışılıyor. Uzmanlar “Sırf daha fazla beğeni ve yorum almak için çocukların en mahrem anlarının bile sosyal medyada paylaşılması çocuk istismarı ve ihmalidir” diyor.

 Çocukların fotoğraf veya videolarının sosyal medyada reklam amacıyla paylaşılması nelere sebep olur?

- Dr. Serap Duygulu (Psikolog):

Kişilerin sosyal medyadaki kimlik tanımı bize önemli ipuçları veriyor.  ‘Anne blogger, ‘anne blogları’ gibi sosyal medya hesabında kullanılan annelik kimliği, kişilerin annelik deneyimlerini belgelemek amacıyla yazılmış çevrimiçi günlükler olarak tanımlanıyor.

Anne veya baba blogger’ların çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada sıklıkla paylaştıkları, bu görüntülerin çoğunda çocukların ‘reklam aracı’ olarak kullanıldığını görüyoruz. Nitekim ‘blogger anneler’ ya da ‘Instagram anneleri’ adıyla paylaşım yapan pek çok annenin çocuklarını birer moda ikonu veya model haline getirdiklerini de söylemek mümkün.

Çocuklarının doğumundan itibaren her anını internet ortamına aktaran, yüzlerce fotoğraf ve videoyu herkese açık olarak binlerce takipçisiyle korkmadan paylaşan anne veya babaların bu tür paylaşımları, konunun sosyolojik, psikolojik ve hukuki boyutlarını gündeme getirmektedir.

- Lerzenur Asan Elik (Avukat):

Özellikle son yıllarda sosyal medya kullanıcıları fark edilme ve beğenilme arzusuyla hareket ederek çocuklarına ait kişisel bilgileri ve hatta en özel anları bile sosyal medyada sergiliyor. Ancak bu mecralar henüz kendisini ifade edemeyen, doğruyu yanlıştan ayırt edebilme yeteneğine sahip olmayan çocuklar için büyük risk taşıyor. Çocukların kişisel haklarını korumak anne-babanın göreviyken, bazen ne yazık ki tam aksine bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde sosyal medya aracılığıyla bu hakları ihlâl edenler de yine anne-babalar olmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Çevrimiçi oyunları kulaklıkla oynamasın

1 Ağustos 2023
Video oyunları, yaz tatilini evde geçirmek zorunda kalan çocukların en büyük eğlencesi. Birçok çocuk çevrimiçi oyunları tanımadığı kişilerle oynuyor, kimi zaman sohbet odalarında, yaşıtı olmayan kişilerin söylemlerine maruz kalıyor. Uzmanlar “Çocuklarınızın izlediği videoları, oynadığı oyunları bilin ve onunla bu konuda bol bol sohbet edin” diyor.

Çocuklar hiç tanımadığı kişilerle çevrimiçi oyunlar oynuyor, sohbet ediyor. Onları nasıl kontrol edeceğiz?

Prof. Dr. Arzu Yükselen (Çocuk gelişimi uzmanı):

Çocukların bir video izlerken veya bir oyun oynarken kulaklıkla oynadıklarını görüyoruz. Kulaklığını takan ve kendini sanal ortama kaptıran çocuk, ekranla baş başadır. Dolayısıyla evdekiler, çocuğun ne izlediğini ne oynadığını veya ne dinlediğini bilmezler. YouTube’da bir video izliyorsa o videonun içeriği çocuk için çok zararlı olabilir veya oynadığı çevrimiçi oyunda olumsuz ifadeler kullanılıyor olabilir.

Bu sebeple çocukların bilgisayar başına geçtiği zamanlarda, bilgisayarın sesinin herkes tarafından duyacağı şekilde açık olması çok önemlidir.

Ayrıca çocukların kendi odalarında, yalnız başına bu içeriklere maruz kalmasının da önüne geçilmeli, salon gibi ortak bir alanda oyun oynamasına izin verilmeli. Böylece anne veya baba da çocuğun ne ile ilgilendiğini görebilir ve duyabilir.

Peki, ya oyunların içeriği?

Doç. Dr. Yavuz Samur (Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi):

Dijital oyunlar denince aklımıza ilk olarak ‘kötü’ şeyler geliyor. Oysa birçok yararlı dijital oyun da vardır. Oyunun yararlı olması için de ilk olarak içeriğin hangi yaşa hitap ettiğine ve içeriğinde nelerin olduğuna bakmak çok önemlidir. Oyunun üzerinde +18 etiketi varsa ve henüz 18 yaşına bile gelmemiş olan küçük bir çocuk bu oyunu oynuyorsa ondan olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle ilk kuralımız yaşa uygunluktur. Sonrasında da içeriğe bakmak gerekir. Çocuğun oynayacağı oyun yaratıcı düşünmeyi, strateji geliştirmeyi, hızlı düşünüp hızlı karar verebilmeyi, problem çözme becerilerini geliştiriyorsa yararlı bir oyundur.

Yazının Devamını Oku