Erman Toroğlu

Şampi değil şampiyon

22 Nisan 2013
ŞAMPİYON Galatasaray... Diyeceksiniz ki “Futbolda her şey var.” Evet, kabul ediyorum futbolda her şey var.

Ama Fenerbahçe’nin dün oynadığı futboldan ve yapmadığı mücadeleden sonra eğer Galatasaray, Gaziantep’te kaybederse o zaman Fenerbahçe’ye yine şans gelecek. İyi güzel de bu iki büyük takımın yaptığı transferler, harcadığı paralar, görsel ve yazılı basın gücü arkasındayden bu hallere düşüyorlarsa zaten bu konuda konuşacak fazla bir şey yok.
Bence Gençlerbirliği maçı Fenerbahçe için Benfica maçından daha önemliydi. Ama onların kafası herhalde Avrupa’da kaldı. Gençlerbirliği aman aman futbol mu oynadı. Hayır. Öncelikle adam kovalamadılar alan savunması yaptılar. Bence doğru bir tercihti. Bunu özellikle ilk yarıda zaman zamanda ikinci yarıda yaptılar. Bunun riskli tarafı ceza alanına girildiğinde rakibe topu bırakırsın, ya da penaltı yaptırırsın. Ama Fenerbahçe, Gençlerbirliği’nin bu zaafından bile faydalanamadı.
Sarı lacivertliler bazen iyi oynamayınca kazanıyorlar. Ama o zaman tehlikeyi görmediler. Bazı konularda uyarıldıklarında da kabul etmediler. Bence lig şampiyonluğu bitti. Yarın Benfica’ya elenirlerse ne olacak? Çünkü, bu tehlike kapıda. Mesela Volkan uzun zamandır iyi oynamıyor. Hatalar yapıyor. Ama sorsanız iyi oynuyor. Bazıları da onu pohpohluyorlar, doğruyu göstermiyorlar.

ALEX’İN ÖLÜSÜ OLSAYDI!

FENERBAHÇE bir korner veriyor. Topun etrafında 8 sarı lacivertli var. Olduğu yerde duruyorlar, 8 kırmızı siyahlı var, topa koşarak geliyor. Topa vurup golü atıyor. 2. golde bunun benzeri. Top neredeyse Ay’dan gelip gol oluyor. Kaleci Volkan’da arkadaşlarını suçluyor. Salih iyi kumaş. Ama daha şimdiden ona Alex diyenler var. Çocuğu doğmadan yok edecekler. Dün akşam sahada Alex’in ölüsü olsaydı Gençlerbirliği takımının kimyası değişirdi.
Kocaman’ı hala anlamak mümkün değil. Sow yedek kulübesindeyse demek ki oynayacak düzeyde. Böyle bir maçta çift santrforla oyuna başlamıyorsun. Yani kendini inkar ediyorsun, sonra da “3 kupayı alacağız” diyorsun. Bence biri gitti, ikincinin gitme ihtimali de büyük. Yani Avrupa’nın. Geriye eğer olursa Ziraat Türkiye Kupası kalır. Fenerbahçe’yi keser mi, bilemem.

Yazının Devamını Oku

Jimmy Jib

15 Nisan 2013
HİÇ kimse merak etmesin Fenerbahçe-Galatasaray maçına kadar bu iki takım puan kaybetmezler.

Bu cümleyi 2 hafta evvel söylemiştim. Çünkü görüntü o ki hiç kimse bu yarış hemen bitsin istemiyor. Peki bu yorumu neden yapıyorum derseniz. Size çok kısa ve net olarak şunu söyleyebilirim: Dün akşam Alper’in attığı gol pozisyonunun Türkiye göremedi. Gördü de flu gördü! Ama o kalenin arkasında ‘Jimmy Jib’ denen alet var. Aleti oraya yönelttiğin zaman adamın karaciğerini, ince bağırsağını dalağını hepsini görürsün. Ama bunu bize göstermediler. O zaman aklıma şu geliyor. Demek ki bu gol. O zaman ben neyin yorumunu yapacağım, ne anlatacağım?
90 dakika Eskişehirspor oynadı F.Bahçe seyretti. Gol kaçıran Eskişehir’di. Topa daha fazla hakim olan Eskişehir’di. Oyuna hakim olan Eskişehir’di. Ama karşısında Fenerbahçe vardı ve F.Bahçe’nin kazanması gerekirdi. Kazandı da... Şu sarı kartı, bu kırmızı kartı konuşmanın artık bir anlamı kalmadı bence. F.Bahçe-G.Saray maçına bakacağız veya inanılmaz şeyler olursa ondan evvelki haftalarda o zaman ‘Vay anasını sayın seyirciler’ diyeceğiz.

Büyükler’e çerezler

Sarı lacivertliler, Lazio maçında ne var ne yok tüketmişler. Dün gece bu bariz gözüktü. F.Bahçe ve Aykut Kocaman son haftalarda hep düşeş atıyor, inşallah sonuna kadar atarlar. Özellikle Avrupa’da buna ihtiyacımız var. Türkiye’deki diğer takımlar derseniz yani küçük takımlar onlar Büyükler’e çerezler.
Hakem için ne yazacağız derseniz fazla uzatmaya gerek yok. Ceza yayının üzerinden kazanılmış bir serbest vuruşta barajı penaltı noktasına kadar çekemeyen ve buna itiraz eden rakip futbolcuya sarı kart gösteren bir hakem eğer FIFA kokartı takıyorsa Türkiye’de; vah benim ülkemin haline. Sakın ceza alanı üzerindeki toptan adım adım gidip 9.15’i bulmaya çalışma yemezler, zaten penaltı noktasından merkezi 9.15 bir çember çizersen ceza alanı yayını bulursun değil mi Bülent Yıldırım.

Yazının Devamını Oku

Tebrikler

12 Nisan 2013
Önce Fenerbahçe’yi tebrik edelim. Bu tip turnuvalarda 90 dakikalara maç olarak değil devre olarak bakmak lazım.

İstanbul’daki maçta daha iyi oynayan Fenerbahçe, 2-0 kazanınca burada yani ikinci yarı bu sefer skora oynadı. İki takımın top kayıplarını gördüğümüz zaman neden Şampiyonlar Ligi’nde oynamadıklarını anlıyorsunuz. Volkan; yani Fenerbahçe kalecisi beş büyük hata yapıyor ve bir tane gol yiyor. Her maç bu tarz hatayı kaldırır mı? Webo ileride tek kaldı. Çok çalıştı sonunda da gücü kalmadı. Caner, son zamanlarda çok faydalı oynuyor. Dün gece de aynen devam etti, üstüne bir de çok akıllı bir gol attı.

TÜRK FUTBOLU DA KAZANDI

Gol ters yerden gelir. Rakibin attığı golde kafayı vuracak adam neredeyse 10 dakika elini kaldırıp “Topu bana atın” diye bağırdı ve kafayı çaktı golü yaptı. Böyle bir günde yalnız zaferi kutlarsak, hataları görmezsek, bir sonraki turda çok acı çekeriz. Selçuk, Fenerbahçe defansif oynadığı zaman bulunduğu yerde iyi görev yapıyor. Dün gece de öyleydi. Ama hücum oynadığında takım, o Selçuk’u bulamıyorsunuz. Bunlar teknik ayrıntı. Buradaki olay turu geçtin mi geçmedin mi? Fenerbahçe, bu turu geçmek için herşeyi yaptı ve geçti. Hem Türk futbolu kazandı hem de kulüp. İnşallah finale kadar giderler. Ancak yukarıda saydığımız hataları yapmazlarsa veya az yaparlarsa...

BİR DAHA SAHA KAPANMASIN

Seyircisiz oynandığı zaman maçın ne tadı kalıyor ne de tuzu. Tatsız tuzsun bir yemek gibi. Fenerbahçeliyim diyen taraftarların da artık kulübe daha fazla zarar vermemeleri gerekir. Kavgalarını başka platformlarda yapsınlar; sahayı kapattırarak değil. Böyle hem Türk futboluna hem de kulüplerine zarar veriyorlar. Çünkü Fenerbahçe’nin şu anda bulunduğu konum bence Fenerbahçe’den önce Türk futbolunun kariyeri içindir. Her zaman demiyor muyuz “önce vatan” diye. Şu anda Avrupa’da tek Fenerbahçe kaldıysa herkesin elbirliğiyle bu takıma destek vermesi gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Terim'i Fener sinirlendiriyor

8 Nisan 2013
LAZİO maçından sonra Fenerbahçe için çok iyi bir antreman maçı oldu.

Orduspor, bu futbolunu sabaha kadar oynasa da Fenerbahçe onu yenerdi. Bakmayın maçın 2-0 bittiğine. Ordu, bir gol atsa Fenerbahçe’nin anında 2 golle cevap verecek bir görüntüsü vardı. Sarı lacivertlilerde taşlar yerine oturmaya başladı. Daha doğrusu Fenerbahçe şu anda Türkiye’nin en iyi takımı. Bu cümleyi şunun için söylüyorum, Büyük futbolcular  alabilirsiniz, kadronuzda büyük oyuncular olabilir ancak takım olamazsanız hikayesiniz.
Fenerbahçe, son 7-8 haftadır takım olma yolunda çok iyi görüntüler veriyor. Herkes birbirine yardım ediyor. Mesela dün gece Caner, ilk golün hazırlayıcısı sonra da Ordu’nun bence yakaladığı en önemli fırsatı kaleden çıkartan adam rolündeydi. Aslında çıkarttığı pozisyonda takım defansıyla birlikte aynı hatta olmalıydı o direğin dibinde kalmaması gerekir ama bazen futbolda iyi niyet olursa Allah da sana yardım eder. Dünkü pozisyonda olduğu gibi, ‘eğri gemi doğru sefer’ olur. Volkan, Ordu hücumunda yanlış yerde durmasına rağmen kafa topuna iyi müdahale etti.

BAKIYOR VE GÖRÜYOR

Bunlar dün gece Fenerbahçeli futbolcuların yaptığı çok az ama önemli ferdi hatalardı. Peki artılarını sayarsak ne kadar? Bayağı fazla. Futbolda bu kadar artıyı yaparsan eksilerin telafi oluyor. Şu andaki Fatih Terim’in agresif görüntüsü ve sinirliliği Fenerbahçe’nin gösterdiği performanstan dolayıdır. Fatih Terim, Fenerbahçe maçına kadar alacağı bir beraberlik veya mağlubiyetle şampiyonluğun kaçacağını görüyor. Çünkü Fenerbahçe iyi oynuyor; daha da önemlisi iyi mücadele ediyor.

ADAMI DÖVERLER

Genç oyuncu Salih için ayrı bir parantez açmak lazım. Çok çalışıyor tamam. İyi kumaş, o da tamam. Yeter mi? Bence hayır!. Daha fazla çalışmalı ve dirençli olmalı. Çünkü tekniğine hiç kimsenin bir şey söyleyecek hali yok. Attığı ikinci goldeki o vuruşu yapan futbolcunun eğer tekniğini tartışmaya kalkarsan adamı 7 gün 24 saat döverler. Ama bu çocuğa fazla gaz verirsek iyilik yapmayız. Hem aferin diyeceğiz hem de kulağını çekeceğiz. Çünkü biz bu tarz futbolcuları zaten arada bir çıkartıyoruz, çabuk öldürmeyelim.
Maçın hakemine iş düşmedi. O da maçı çomaklamadı. Bu hakem çıktığında sallanıyordu ama herhalde hem iyi çalışıyor hem iyi dinliyor. Çünkü epey iyi gidiyor...

Yazının Devamını Oku

İyi çalışmışlar

5 Nisan 2013
EĞER Fenerbahçe Roma’da çok büyük hata yapmazsa daha da önemlisi oyuncusu atılmazsa -yani eksik kalmazsa- Lazio’yu eler.

Elemeli maçlarda 2-0 çok büyük bir sonuçtur. 3-0 yenik duruma bile düşsen atacağın bir golle rakibini eliyorsun. Bundan büyük bir avantaj olur mu? Maç 3-0 olana kadar da senin ellerin herhalde armut toplamayacak. Ama futbolda her zaman kötüyü düşüneceksin. Ona göre mücadele edeceksin. O da ayrı bir olay.
Dün gece Fenerbahçe maçın tamamında çok kontrollü oynadı. Hiç maceraya girmediler. Herkes birbirine yardım etti. Daha da önemlisi kötü oynayan değil de, iyi mücadele etmeyen yoktu.
Volkan’a doğru dürüst iş düşmedi. Ben dün gece Cristian’ı çok beğendim. Müthiş çalıştı. Hem hücuma destek verdi hem de defansa. Zaten Kuyt, Meireles, Cristian, Gökhan iyi top kullanırlarsa ve topu çabuk kaybetmezlerse Fenerbahçe rakibin üzerine bayağı baskı kuruyor. Bence Lazio, F.Bahçe’yi      iyi analiz etmemiş. Ama Fenerbahçe, Lazio dersine iyi çalışmış. Hakem genelde iyi maç yönetti. Lazio’dan Onazi’ye gösterdiği ikinci sarı, yani kırmızı kart doğruydu. Kendisinin doksan dakika boyunca yaptığı yorumlar ‘artıydı’. Fenerbahçe lehine verdiği penaltı da kendisi pozisyonu görmesine rağmen çizgi hakeminin ikazıyla düdüğü çaldı. Peki penaltı verilir miydi? Yoruma açık bir pozisyon. Laziolu oyuncunun sağ kolu vücuttan biraz açık ve top kendi kafasından geliyor vuruyor. Farkında bile değil. Yani penaltı gibi penaltı mı? Tartışılır.

GEVŞEMEK OLMAZ

FENERBAHÇE’nin attığı ikinci gole bakın. Caner topa vurduktan sonra kaleci topu uzağa yumruklayacağına kale sahasına indiriyor. Defans yapmasıyla övünen İtalyanlar, topa hareketlenmiyorlar. Topa bütün hareketlenen futbolcular Fenerbahçeliler... Ve tur için kilit olan ikinci gol geliyor. Bu şu demektir; hem defansta hem hücumda topa doğru gideceksin. Türk futbolunun böyle bir galibiyete ihtiyacı vardı. Fenerbahçe bu turu sadece ilk ayağını kazandı. Sakın gevşemesinler. Futbol tersliklerle dolu bir oyun. Eğer buradaki maç 0-0 bitmiş gibi orada mücadele ederlerse bu turu rahat geçerler. Hem de Lazio’yu orada yenerek.

Yazının Devamını Oku

Wembley rüyası bitti

4 Nisan 2013
GALATASARAY Yönetimi, takımını iyi tanıyor. Çünkü iki gün evvel Real Madrid rövanş maçı dahil, İstanbul’da oynayacağı maçların biletlerini aynı pakete sokarak sattı ve bitirdi.

Bu şu demektir; İlk maçta alınacak kötü bir sonuç, rövanş maçı biletlerini elde bırakabilir. Bu lig maçlarına tesir eder...
Bu iş, dün gece bitti. ‘Parçalarsın, katlarsın, bölersin’ edebiyatı... Arabaya vereceğin ara gaz, eğer motorun hazır değilse ayağını bırakın gaz pedalına basmayı, öyle basarsın ki ayağın kaportadan dışarı çıkar.

Gollerde markaj ‘sıfır’

FUTBOL çok bilinmeyenli bir oyun değil. Daha da önemlisi, futbolda temel kaideler var. ‘Çok adamla hücum edersen, çok gol atamazsın. Çok adamla defans yaparsan, gol yemezsin’ diye bir kanun yok. Galatasaray’ın yediği ilk 2 gole bakın, ikisinde de Galatasaray 5 kişi, rakip 2 kişi... Peki o zaman gol yeme sebebin ne? Cevabı çok basit... Ne alan markajı yapabiliyorsun, ne adam markajı... Eğer bu ikisini de yapamıyorsan, Şampiyonlar Ligi’nde buralara gelmen bile mucize... Haddini bileceksin, fazla uçmayacaksın.
Ronaldo ile Burak’ı karşılaştırdılar... Bakın bakalım, Ronaldo maçın genelinde hem hücumda hem defansta nerelere gitmiş gelmiş... Burak nerelere gitmiş gelmiş.

Fark açılabilirdi

REAL Madrid ve Mourinho, herhalde hayatlarının en kolay gollerini atmışlardır dün gece... Galatasaray bir tane pozisyon yakaladı dakika 43’te... O da Eboue ile... İki takım arasında bırakın kadro yapısını, futbol mantalitesi olarak büyük fark vardı. Bence bu fark, skora yansımadı. Real Madrid biraz işi garantiye alarak oynamasa, farkı 5’e, 6’ya çıkarabilirdi.

Yazının Devamını Oku

Lazio'ya yetmez

1 Nisan 2013
F.BAHÇE için çok iyi bir antrenman maçı oldu. Sarı lacivertlilerin net bir golü verilmedi, iki de gol kaydettiler.

Skora baktığınız zaman sorun yok. Ama oyuna baktığınızda var. Nedeni, bu oyun Akhisar Bld’ye yeter. Ama Türkiye’de çok takıma, özellikle de Lazio’ya yetmez. Futbolcu şunu diyebilir: “Dört gün sonra çok önemli bir Avrupa maçına yani vitrine çıkacağım. Bu maça kaç kilogram enerji yeterse, o kadar harcarım, fazlasını oraya saklarım.” Ama böyle takımlara karşı Fenerbahçe’nin daha bir tempolu ve baskılı oynaması gerekir. Çünkü kadro yapısı buna müsait. İki takım da rakip topu kapınca kendi yarı alanlarına gidiyorlar ve rakibi orada karşılıyorlar. Bu arada bol bol pas seyrediyoruz. Ama hepsi fuzuli. Tempo sıfır. Baskı sıfır. Heyecan sıfır. Maçın en ateşli anı, Fenerbahçe’nin gol attığı, çizgiyi geçen topu.

HAKEM UZAKTA KALDI

SOW’un vurduğu yer kaleye uzak. Yardımcı da rakip takımın son adamıyla oynadığı için o da pozisyona uzak. Hakem zaten uzak. Ve giren top gol sayılmıyor. Yine altını çizerek söylüyorum, bu tip gollerin, penaltı pozisyonlarının, ikili mücadele veya elle oynama çözümü kesinlikle kale arkasındaki hakemlerle, yani çizgideki görevlilerle olmalı. Bu çizgi hakemlerine adam başı vereceğiniz para 2000 lira artı, uçak. Süper Lig’de senede 306 maç oynanıyor. Yani toplam bu çizgi hakemlerine ödeyeceğiniz meblağ, en fazla 1 milyon TL eder. Bu lige harcanan parada devede kulak. Ama doğru kararlarda ve adalet dağıtımında sağlayacağı fayda çok. Andorra maçına bir hafta evvel gidip Barcelona’da kamp yapmanın maliyetinin onda birine bu iş karşılanır. Ama hangi federasyonlarla?

NEYİN TAVRI?

CANER oyundan çıkıyor, havasından yanına yaklaşılmıyor. Tavırlı. Sanki muazzam futbol oynadı da, hocası onu oyundan aldı. İşte eğitimin suyun yüzüne vurduğu yerler bunlar. Bu tip maçlarda, hiç maceraya girmeyeceksin. Önce skoru iki farklı öne getireceksin ki, yiyeceğin bir golde çok puanlar kaybetme. F.Bahçe’nin bulduğu ikinci golün dakikaları, riskli dakikalar. Maç 1-1 olsa, rakibin direnci artar ve zorlanırsın. Yani Fenerbahçe, güzel ve ciddi bir antrenman maçı yaparak Lazio karşısına çıkacak. Yani o maç için artık bir bahane kalmadı.

Yazının Devamını Oku

Milli Takım’ın dramı

29 Mart 2013
SENE 2000... Yıldırım Demirören Beşiktaş’ta yönetici. Sonra futbol şube sorumlusu daha sonra da asbaşkan.

Bu dönemde Beşiktaş’ta teknik direktör değişim adedi üç... Şimdi sıkı durun. Sene 2004... Yıldırım Demirören Beşiktaş başkanı oluyor. Sene 2012. Yıldırım Demirören’in Beşiktaş’tan ayrıldığı tarih. Değişen teknik direktör adedi 12. Yani bir düzine.
Peki, sevgili okuyucular biraz daha arkaya, geriye dönelim.
Beşiktaş 1903’te kurulan bir kulüp. İlk resmi teknik direktörü Şeref Bey... Şeref Bey’den günümüze kadar siyah beyazlılardaki teknik direktör adedi 52. Bunun yalnızca ve sadece 12 adedini Yıldırım Demirören kullanmış ve yollamış. Yani Beşiktaş tarihindeki antrenörlerin 5’te 1’i. Demek ki Yıldırım Demirören çok çalışkan bir başkanmış. Almış almış yollamış ve bunlara da milyonlarca lira tazminat ödemek mecburiyetinde kalmış Beşiktaş. Allah’ı var bu konuda çok çalışkan bir başkanmış!

DAHA FAZLA ZARAR VERMEYİN

Bir başkan teknik direktör alımı-gönderimi konusunda bu kadar çalışır da, futbolcu da aynı işi yapmaz mı? Onun listesini de size başka bir yazıda çıkarırım. Çünkü sizi fazla yormak istemiyorum. E bu kadar gel-git olur da sirkülasyon oluşursa bunların parasını ne Yıldırım Demirören ödeyecektir ne de babası... Kim ödeyecektir? Aslanlar gibi Beşiktaş Kulübü ve Beşiktaş taraftarı.
Bir şeyi söylerken mutlaka onun arkasının dolu olması lazım. Yıldırım Demirören teşekkürü hak ediyor. Ama ne zaman? Daha fazla zarar vermeden istifa edip gideceği zaman. Futbol federasyonunda olanlara bakıyorum, teknik direktörün seçimi, Okan Buruk’un gelişi, genel resme baktığım zaman arka tarafta bence net ama kamuoyuna göre flu bir şekilde Göksel Gümüşdağ’ı görüyorum. Veya bana öyle geliyor (!)

FETHİ HEPER AYRILMALIYDI

Bir paragraf da Fethi Heper’e açmak istiyorum. Sevgili Heper. Çok iyi futbolcuydun, yıllarca oynadın, Eskişehirspor’un kaptanlığını yaptın. Ondan sonraki eğitim kariyerin de mükemmel. Bu futbol yönetim kurulunda da, bu işten anlayan bir tek sen varsın. Ama futbol sana bağlı değil. Eski bir basketbolcu olan Aydın Koray’ın oğlu Selim Koray’a bağlı. Selim Koray’ı hiç tanımam. Zaten o da bizi tanımıyor. Futbolu öğrenmek için kitaplar almış, hazırlanıyormuş 15-20 sene sonraya. Öyle demiş.

Yazının Devamını Oku