Madeline Miller’dan feminist Galateia

Güncelleme Tarihi:

Madeline Miller’dan feminist Galateia
Oluşturulma Tarihi: Ocak 06, 2023 10:56

‘Ben, Kirke’nin yazarı Madeline Miller, Romalı ozan Ovidius’un 1. yüzyılın başında yazdığı, heykeltıraş Pygmalion ve Venüs tarafından canlandırılan sanat eseri ‘Galateia’nın hikâyesini yeniden hayal ediyor... Mitolojik eserdeki erkek bakış açısından anlatılan hikâyede hiç konuşmayan kadın 21’inci yüzyılda feminist bir sese kavuşuyor.

Haberin Devamı

Romalı ozan Ovidius’un (MÖ 43-MS 17) ‘Dönüşümler’ adlı yapıtının 10’uncu kitabında anlattığı, Kıbrıs’ta yaşayan Pygmalion kendi halinde bir heykeltıraştır. Yaşadığı yerdeki kadınlar Venüs’e gereken saygıyı göstermediği ve tanrıçalığını yadsıdıkları için cezalandırılmış ve ‘ahlak yoksunu’ kadınlar haline getirilmiştir. Kendisine bir eş arayan Pygmalion bu kadınlardan uzaklaşmak zorunda kalır ve kendini sanatına adar. Aradığı kusursuz güzelliği bulmak için genç bir kadın heykeli yapar. Kendisine heykeline benzeyen bir kadın verilmesini isteyen Pygmalion’un duaları Venüs tarafından gerçeğe çevrilir. Pygmalion, heykelin canlandığını fark eder etmez ona âşık olur. Ovidius’un mitinde Galateia hiç konuşmaz. İsmi bile yoktur. Bir arzu nesnesinden fazlası değildir. ‘Ben, Kirke’nin yazarı, klasik mitlere muhteşem ve güçlü bir şekilde yeniden hayat veren Madeline Miller, Galateia ve Pygmalion mitini yeniden hayal ediyor. Miller kısa öyküsünde, şaşırtıcı bir cesaret ile kendinden emin bir sese sahip gerçek ötesi bir kadın yaratıyor. Miller, Ovidius’un versiyonuna yanıt veriyor. Kendi mitini yaratan yazar, eserinde Pygmalion’un adını kullanmıyor. Ondan sadece ‘koca’ diye bahseden bir feminist Galateia’yı okuyucuya sunuyor.

Haberin Devamı

Miller Galateia’nın itaatkâr ve yıkıcı bir kadın olduğu geleneksel rolünü, kontrol altında tutulan, tacize uğramış ve özgürlüğü elinden alınmış çaresiz bir kadınla değiştiriyor. Yazar, klasik mitte yanlış anlaşıldığını düşündüğü karakter için feminist bakış açısını devreye sokarak güçlü ve cüretkâr bir kadın yaratıyor. ‘Ben, Kirke’deki gibi ‘Galateia’da da kendi için özgürlük bulmak isteyen kadın başrolde. Miller, Galateia’nın dönüşümünden 11 yıl sonrasını aktarmaya başlıyor eserinde. Galateia kızını da alıp kaçmak istediği için zalimleşen ‘koca’ tarafından cezalandırılıyor. Adam onu boş bir odaya kapatıyor ve kendisine hasta olduğu söyleniyor. Kocası Galateia’nın hastalıklı düşüncelere sahip olduğu yalanını söyleyerek zalimliğine doktorları ve hemşireleri de ortak ediyor. Galateia bir gün hastaneden kaçmayı başarıyor ve taştan yapılma ağır bedeninin gerçek gücüyle kocasını tanıştırıyor.
Miller erkek arzusuna, kadınlığa ve kadınların maruz kaldıkları nesnelleştirme nedeniyle yaşadıkları zorlukları aktararak gerilimi yükseltiyor. Yazar kasvetli ve karanlık bir ton belirlerken, pek çok yazarın -Ovidius da dahil- hikâyelerine başlarken odaklandığı gereksiz açıklamalardan kaçınıyor. Ve okuyucusunu ilk satırdan itibaren kendine ve anlatımına bağlıyor. Miller aslında hikâyeyi eril dilden tamamen soyutlayarak, Galateia’dan neredeyse feminist bir aktivist yaratıyor.
Miller, Galateia’nın kocasının kadınlıkla ilgili kusurlardan duyduğu hayal kırıklığını da resmediyor. Kadının hamile kaldıktan sonra göbeğinde oluşan çatlakları vücudun kusuru olarak gören erkeğe karşı o bunu sadece çocuğunun işareti olarak görüyor. Okuyucuyu kadının rızası hakkında düşünmeye davet eden metin, kadın ıstırabının pornografisine karşı çıkıyor. Bağımsız kadınlara yöneltilen erkek öfkesinin karşısında duruyor. Anlaşılmamaktan duyduğu hayal kırıklığı ve bedeli ne olursa olsun istediğini elde edebileceğine olan inancıyla Galateia kendisini anlamamayı seçen dünyanın karşısında Kıbrıs’ın yakan güneşi gibi duruyor şimdi.

Haberin Devamı

Madeline Miller’dan feminist Galateia
Galateia
Madeline Miller
Çeviren: Elif Ersavcı
İthaki Yayınları, 2022
72 sayfa.

BAKMADAN GEÇME!