Bono faizine dikkat

Amerika’da Şükran Günü dolayısıyla yaşanan alışveriş çılgınlığı ülkenin makro rakamlarını da etkiledi. Yüzde 4 gelmesi beklenen perakende satışlarındaki artış oranı yüzde 8.3 geldi.

Ayrıca şirket bilânçoları ve birleşmeleri alanında da umut vaat eden haberler gelince piyasalarda kısa vadeli bir toparlanma gördük. Ama bu toparlanma hakikaten kısa vadeli oldu. Piyasalar yine bilanço haberleriyle yıkıldı.
 
ABD’de perakende satışlardaki artış Cuma günü başta ABD borsaları olmak üzere tüm dünya piyasalarında yükseliş olarak kendisini gösterdi. Cuma günü Dow Jones yüzde 1.4, Nasdaq ise yüzde 1.3 oranında yükseldi. Dün sabah da dünya piyasaları Asya borsalarından başlayarak yükselişle açıldı. Bu havanın etkisi bizim borsamızda da kendisini hissettirdi elbette.
 
Borsa sabah açılışta hızlı bir şekilde yükseldi. Ardından Avrupa borsalarının da güne yükselişle başladığını izledik. Ama sonra işler birden değişti.
 
Piyasalardaki seyrin neden değiştiği sorusunu yanıtlamadan evvel ABD perakende rakamlarının ne anlama geldiğine bakalım. CNN Türk’ün yeni Washington muhabiri ve benim İş Yemeği’ndeki eski program ortağım Ahu Özyurt bu sabah bana şöyle bir not geçti:
 
“Şükran günü sonrası "kara cuma" diye bilinen çılgın alışveriş gününde satışların geçen yıla göre % 8 arttığı belirtiliyor. Tüketici güveni geri gelmiş olabilir ama bazı uzmanlar alışveriş kalemlerinin küçüldüğüne ve ABD tüketicisinin alışveriş sezonunda bilgisayar TV gibi büyük alışverişten çok fotoğraf makinesi, i-pod gibi daha ucuz ürünlere yönelmiş olmasına dikkat çekiyor. Bu arada tabi durgunluğu aşmak için mağazalar da fiyatları aşağıya çekmeye başladı.
 
Bu durumun enflasyona olumlu etkisi olabilir. Petrol fiyatlarındaki artış tüketim endişeleri üzerinde hala etkili. Bugün ABD'nin olumlu açılma ihtimali çok yüksek ama "ralli havasına girmeyelim" derler uzmanlar”
 
Ahu’nun aktardığı bu bilgilerin Türkçesi şu: Gelen bu rakamlara güven olmaz!
 
Bu notun üzerinden daha birkaç saat geçmemişti ki başta Avrupa borsaları olmak üzere tüm dünya borsaları eksiye döndü. Şu gelen haberlere bir bakın ve söyleyin lütfen; nasıl dönmesin?
 
- Fransız bankası Natixis, 3. çeyrek bilançosunda, ABD mortgage piyasasındaki krizle tetiklenen finans krizindeki kayıplarının 604.8 milyon dolar olduğunu açıkladı. (Reuters)
 
- Aktiflerine göre ABD'nin en büyük bankası olan Citigroup, önümüzdeki aylarda 17 bin ila 45 bin arası kişiyi işten çıkarabileceğini bildirdi. (CNBC-E)
 
- Avrupa'nın en büyük bankası HSBC Holdings Plc iki yapılandırılmış yatırım aracı (SIV) Cullinan ve Asscher'i devam eden fonlama zorluklarına karşı desteklemek için yeniden yapılandırdığını açıkladı. HSBC yaptığı yazılı açıklamada yeniden yapılandırma maliyetinin Ağustos ayına kadar 35 milyar dolar olmasını beklediğini açıkladı. (Reuters)
 
Bu haberler ve arkasından gelen düşüşler piyasanın ne kadar kırılgan olduğunun ve her an her şeyin terse dönebileceğinin en önemli ispatı. Ama daha bu noktaya gelmeden yani sürpriz haberleri beklemeden de bu piyasanın pek tekin olmadığına dair elimizde ciddi bir veri var: Bono faizleri.
 
Şu anda piyasada 5 Ağustos 2009 vadeli tahvil gösterge kağıt konumunda. Bu kağıt yaklaşık 1.5 ay önce yüzde 15.9 civarında bir ortalama bileşik faiz ile ihraç edildi. İlk birkaç işlem gününde bu faiz oranı yüzde 15.8’lere kadar indi.
 
Bu dönemde Merkez bankası’nın uyguladığı kısa vadeli faiz oranı yüzde 16.75 seviyesindeydi. Fonlama maliyeti bir yana gösterge faiz ile piyasa faizi arasındaki fark nerdeyse 100 baz puan civarındaydı.
 
Arkasından dünyadaki çalkantının da etkisi ile faiz hafif hafif yükselmeye başladı. Önce yüzde 16 seviyesinin üzerine çıktı.
 
Bu arada geçen hafta Merkez Bankası kısa vadeli faiz oranını yarım puan indirerek yüzde 16.25 seviyesine çekti. Daha önceki faiz indirimlerinde, bono faizlerinin de aynı oranda gerilediğini izlememize rağmen geçen hafta bu beklenti gerçekleşmedi. Faiz yüzde 16.2 seviyesindeydi ve orada kaldı. Geçen haftadan bu yana da adım adım yükseldi ve dün yüzde 16.8 seviyesine çıktı.
 
Arada geçen zaman dilimi içersinde biz ara ara dünya borsalarına paralel bir biçimde bizim borsamızın da yükseldiğini gördük. Bu yükselişler kimi yorumcular tarafından yeni bir trend oluşumu olarak adlandırıldı. Ben ise İş yemeği programlarında sık sık şunu dile getirdim: Faizin yükseldiği bir ortamda borsadaki yükselişlere güven olmaz.
 
Son gelişmeler beni haklı çıkarıyor.
Yazarın Tüm Yazıları